Umarım siz de dışarı çıkıp başınıza öyküler, yani hayat gelmesine izin verirsiniz ve hayatınızdan -başkasının hayatı değil sizin hayatınızdan- gelen bu öyküler üzerinde çalışıp hem onlar hem de siz çiçeklenene kadar onları kanınızla ve gözyaşlarınızla ve kahkalarınızla sularsınız. İşte göreviniz budur. Biricik göreviniz.
Hepimiz kadim yara izi klanına üye olmayı isteyebiliriz, zamanımızın savaş yaralarını gururla taşıyabiliriz, sırlarımızı duvarlara yazabiliriz, utanmayı reddedebiliriz, her hususta ön ayak olabiliriz. Öfkeyle fazla zaman harcamayalım. Onun yerine onun aracılığıyla güçlenelim. Özellikle kurnaz olalım ve kadın aklımızı kullanalım.
Kimi zaman kadın şöyle der: "Ağlamaktan hasta düştüm, yoruldum, durmak istiyorum." Oysa gözyaşlarını yapan onun ruhudur ve bu gözyaşları onun koruyucusudur. O halde ihtiyaç zamanı bitene kadar devam etmelidir. Bazı kadınlar ağladıklarında bedenlerinin ürettiği su miktarına şaşırırlar. Bu sonsuza kadar sürmez ve ruhun bilgece kendini dışa vurmasıyla birlikte sona erer.