Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Estetiğin görkemi ve kutsallığı şudur: Sadece güzel olanla ilişkiye girer, edebiyat ve kadınlar dışında hiçbir şeyle ilgisi yoktur. Bu beni ve gönlümü mutlu eder; çünkü kadın güneşinin sonsuz bir çeşitlilik içinde her bir kadının tüm kadınlık servetinden ufak bir parçaya sahip olduğu bir Babil kulesinden ışıdığını düşünürüm. Fakat kadın, sahip olduğu daha ne varsa her şeyi bu çerçevede uyumlu kılar. Bu anlamda, kadın güzelliği sonsuz bölünebilir. Yalnız her bir güzellik bölümünün uyumlu bir şekilde kontrol altında olması gerekir, aksi takdirde etkisi rahatsız edici olur ve Doğanın amaçları bu kadında gerçekleşmemiş gibi görünür. Gözlerim bu pırlanta gibi çokdüzlemli yüzeyde gezinmekten, kadın güzelliğinden yayılanları izlemekten asla bıkmaz. Her bireysel özellik ancak kendi küçük bölümüne sahiptir; ama tamdır, mutludur, hoşnuttur, güzeldir yine de.
Oderint, dum metuant(*). Sanki korku yalnızca nefrete ait olabilirmiş, aşkın korkuyla hiç ilgisi yokmuş gibi, sanki aşkı ilginç kılan korku değilmiş gibi! Doğayla kucaklaştığımız aşk ne tür bir aşktır? Doğanın harika ahengi, varlığını yasa tanımazlık ve çılgın bir karmaşayla; güvenliğini sadakatsizlikle sağladığı için, bu aşkta gizli bir korku ve dehşet yok mu? Ama en büyüleyici şey de işte bu endişedir. İlgimizi çekmesi için aşkta da aynı şey geçerlidir. Aşkın ardında, aşk çiçeğinin sürüp boy vereceği derin ve korkunç bir gece kuluçkaya yatmalıdır. Nymphaea alba'nın(**) taç yapraklarıyla suyun üzerinde durması gibi, düşünce de köklerinin bulunduğu derin karanlıklara dalmaktan korkar.
*"Korktukları sürece nefret etsinler": Caligula'nın ünlü bir dizesi.
**Nilüfer.
Antikçağ öykülerinde bir nehrin bir kıza nasıl âşık olduğu anlatılır. Aynı şekilde, benim ruhum da sana âşık olan bir nehir. Kimi zaman sakin, görüntünü derinden ve bozulmadan yansıtıyor; kimi zaman görüntünü ele geçirdiğini sanıyor ve gitmeni engellemek için dalgalarından köpükler saçıyor; bazen yüzeyini hafifçe dalgalandırıp senin yansınla oynuyor, bazen de onu yitiriyor, o zaman da dalgaları karanlık ve umutsuz oluyor. Benim ruhum böyle işte: Sana âşık olmuş bir nehir gibi.