Günler geçti. Başarı, Bernard'ın başını döndürmüş ve bu arada o zamana kadar hiç de memnun olmadığı dünyayla uzlaştırmıştı. Kendi önemini teslim ettiği sürece, düzen iyiydi. Fakat, başarı kendisini uzlaştırdıysa da, yine de düzeni eleştirme ayrıcalığından vazgeçmeyi reddediyordu. Çünkü eleştiri eylemi, kendi önem hissini pekiştiriyor, daha güçlü hissettiriyordu. Dahası, eleştirilecek şeyler olduğuna gönülden inanıyordu.
"Evet, mesele tam da bu," diye delikanlı kafasıyla onayladı. "Eğer farklıysan, yalnızlığa mahkûm oluyorsun. Yalnız olana acımasız davranıyorlar. Biliyor musun, beni her şeyden dışladılar.
Çünkü Bernard çalımla kapıyı vurup dışarı çıkarken, tek yorum düşünerek övünüyor, bireysel varlık ve öneminin bilincine başına ayakta durup, tüm Düzen'e kafa tutmakta olduğunu kendisini yıldırmamış, moralini bozacağına güçlendirmişti. varmaktan dolayı sarhoş, uçuyordu. Zulüm düşüncesi dahi Istırapla yüzleşip üstesinden gelebilecek denli güçlü hissediyordu kendisini, İzlanda bile yıldıramazdı. Herhangi bir şeye katlanmak zorunda bırakılacağına bir an olsun inanmadığı için kendine güveni daha da artmıştı.