David Gilmore

Her türlü çıkar, beğeni yargısını bozar ve onu tarafsızlığından mahrum eder, özellikle de amaçlılık, tıpkı aklın çıkarı gibi haz duygusunu öncelemiyor, bunun yerine ona dayanıyorsa, ki memnuniyet ya da acı verici olduğu sürece estetik yargıda durum böyledir. Dolayısıyla, bu şekilde etkilenen yargılar, evrensel olarak geçerli bir hoşlanmayı ya hiç iddia edemezler ya da beğeninin belirleyici gerekçeleri arasında bu tür duyumlar bulunduğundan zayıf bir biçimde edebilirler. Beğeni, hoşlanmada cazibe ve etkilenmeyi yardıma çağırdığında, hele ki bu ikisini onaylanma için birer ölçüt haline getirdiğinde her zaman barbarcadır.
Sayfa 66 - Alfa Yayınları
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Arzulama yetisi yalnızca kavramlar yoluyla, yani bir amacın tasarımına uygun bir eylem olarak belirlenebilir olduğu ölçüde iradedir. Bir nesne, bir zihin durumu veya hatta bir eylem, olanağı bakımından bir amaç tasarımını zorunlu olarak varsaymasa bile, olanağı bizim tarafımızdan ancak onu belirli bir kuralın tasarımına uygun olarak düzenleyen, amaçlara yönelik bir nedenselliğin, yani bir iradenin zemininde açıklanıp kavranıyorsa, amaçlıdır. Bu bakımdan amaçlılık, bu amaçlılık biçiminin nedenlerini bir iradeye yerleştirmesek de kendi olanağının açıklamasını onu ancak bir iradeden türeterek bizim için düşünülebilir kılabildiğimiz sürece, bir amaç olmadan var olabilir.
Sayfa 63 - Alfa Yayınları
Alıntı
Beğeni, bir nesneyi ya da bir tasarım türünü, herhangi bir çıkar içermeyen hoşlanma ya da hoşlanmama aracılığıyla yargılama yetisidir. Böyle bir hoşlanma nesnesine ise güzel denir.
Sayfa 53 - Alfa Yayınları
Alıntı
Keyifli, güzel ve iyi, hazzetme ve hazzetmeme duygusunun tasarımının üç farklı ilişkisine işaret eder ve biz de bununla bağlantılı olarak nesneleri ve tasarım türlerini birbirinden ayırabiliriz. Her birindeki hoşa gitmeyi betimleyen ifadeler her birinde farklıdır. Keyifli olan, insana memnuniyet veren şey; güzel yalnızca insanın hoşuna giden şey; iyi, insanın saygı duyduğu, onayladığı, yani nesnel bir değer biçtiği şeydir. Keyiflilik, akıl sahibi olmayan hayvanlar için de geçerlidir; güzellik ise yalnızca insanlar için, yani hayvansal, ama aynı zamanda rasyonel varlıklar için geçerlidir, yani salt akıl (örneğin zihinler) yönünden değil, hayvansal yönden de; iyi ise genel olarak her rasyonel varlık için geçerlidir. Bu önerme, gerekçesini ve açıklamasını ancak ileride bulacaktır. Bu üç tür hoşlanma arasında yalnızca güzelden alınan beğeninin bir çıkar taşımayan ve özgür bir hoşlanma olduğu söylenebilir; çünkü ne duyuların ne de aklın bir çıkarı herhangi bir onay talep eder. Dolayısıyla hoşlanma için şunu diyebiliriz: Bahsi geçen üç durum sırasıyla eğilim, lütuf ve saygı ile ilişkilidir. Zira özgür hoşlanmaya bir tek lütuf denk düşer. Bir eğilimin nesnesi ve akıl yasası tarafından arzulamamız için bize dayatılan bir nesne, kendimizin herhangi bir şeyden bir haz nesnesi üretmesi bakımından bize özgürlük bırakmaz. Tüm çıkarlar bir ihtiyacı varsayar veya bir ihtiyaç üretir; bu şekilde, onaylamanın belirleme zemini olarak, nesne hakkındaki yargıyı özgür bırakmazlar.
Sayfa 52 - Alfa Yayınları
Alıntı
İyi, akıl yoluyla, salt kavram aracılığıyla hoşa giden şeydir. Bazı şeylere yalnızca araç olarak iyi (faydalı) deriz; ama bir de kendinde-iyi vardır ki onun bizzat kendisi hoşa gider. Her ikisinde de bir amaç kavramı, yani aklın (en azından olanak olarak) istemeyle bir ilişkisi bulunur, sonuç olarak bir nesnenin ya da davranışın varlığından hoşlanmak, aynı zamanda bir çıkar taşır. Bir şeyi iyi bulmak için, nesnenin ne tür bir şey olması gerektiğini her zaman bilmeliyim, yani onun bir kavramına sahip olmalıyım. Bu şeyi güzel bulmak içinse buna ihtiyacım olmaz. Yeşillik adı altında iç içe geçmiş çiçekler, serbest desenler, amaçsız çizgiler hiçbir şey ifade etmeyebilir, belirli bir kavrama bağlı değildir, ama yine de hoşa gider. Güzelden hoşlanma, bir nesnenin kavrama (hangisi olduğu belirsizdir) götüren tefekkürüne bağlı olmalıdır, bu nedenle tamamen duyumsamaya dayanan keyifli olandan farklıdır. Elbette pek çok durumda, keyifli olan, iyiyle aynı görünmektedir. Bu nedenle yaygın olarak şöyle denir: Her türlü memnuniyet (özellikle sürekli olanlar) kendi içinde iyidir; bu da kabaca şu demektir: sürekli memnuniyet veren ile iyi aynı şeylerdir. Ancak, bunun hatalı bir sözcük takası olduğu hemen görülebilir, çünkü bu ifadelere esasen bağlı olan kavramlar hiçbir şekilde birbirleriyle değiş tokuş edilemez. Nesneyi yalnızca duyuyla ilişkili olarak tasarlayan keyiflilik, her şeyden önce bir amaç kavramı aracılığıyla aklın ilkelerine tâbi kılınmalıdır, ki böylece iradenin nesnesi bağlamında iyi olarak adlandırılabilsin. Ancak böylece, yani hoşa gideni iyi ile bağdaştırdığımda, hoşlanmanın da bağlamı değişir, çünkü söz konusu olan iyi olduğunda, her zaman, bunun dolaylı ya da dolaysız iyi mi (araç olarak mı, yoksa kendinde-iyi mi) olduğu sorusu da ortaya çıkar; oysa keyiflilik
Sayfa 50 - Alfa Yayınları
Alıntı