Kişinin bilme yetisiyle (açık ya da karmaşık bir tasarım olarak) düzenli, amaçlı bir yapıya yönelmesi, hoşlanma duygusuyla bu tasarımın bilincinde olmaktan oldukça farklıdır. Bu ikinci durumda tasarım tamamen özneyle, dahası hazzetme veya hazzetmeme duygusu adı altında öznenin yaşama duygusuyla ilişkilidir; bu duygu, çok özel bir ayırt etme ve yargılama yetisinin temelidir ve bu yeti, bilgiye hiçbir şey katmayıp verili tasarımı tüm tasarım yetisinin karşısında destekler, zihin de kendi duygu durumunda bunun bilincine varır. Bir yargıda verili tasarımlar empirik (bu nedenle estetik) olabilir; ancak bu tasarımlardan çıkan yargı, eğer bu tasarımlar yargıda nesneyle ilişkiliyse mantıksaldır. Ancak tersine, verili tasarımlar salt akılsal ise, yargıda yalnızca özneyle (onun duygusuyla) ilişkili olacağından, yargı da her zaman estetik bir yargı olur.
Sayfa 46 - Alfa Yayınları