David Gilmore

Kalbimiz ne kadar beklenmeyen şeylerle doludur; kendi heyecanlarımız önünde ekseriya kendimiz hayrete düşeriz. Deruhî varlığımız hudutsuz ve karanlıktır. Bu hudutsuz karanlıkta yol alabilmek için ya çok cesaretli, ya çok tecrübeli ve bir ilhama mazhar olmuş kadar ermiş bulunmak lazım gelir.
Sayfa 205 - İletişim Yayınları
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hakkı Celis, on iki saat zarfında on iki senelik bir hayat tecrübesi yapmış gibiydi. Belkıs Hanım'ın, yalvaran ve titreyen etinde, ona, behimi hazların ne kadar esrarı varsa bir anda açılıvermişti. Nuriye ve Neyyire Hanımlar gibilerin iğreti ruhlarında tecelli eden bir nevi zoraki içliliğin ne gülünç sevaikten çıktığını öğrenmişti. Seniha'dan, kendisine ulvi, yüksek, derin, hudutsuz, ince, dolaşık görünen şeylerin ne kadar aşağılık, düz, dar, kaba ve basit olduğunu hissetmişti ve Faik Bey'den aşkın her türlü tecellilerinden şifa bulmaz bir tarzda iğrenmişti; "bar"daki âlemde ise, sefahat denilen şeyi iğrenç ve müthiş olmaktan ziyade yavan ve boş bulmuştu. Bütün insanların o kadar coşkunlukla, o kadar humma ile tırmandıkları hayat, hep bu yavan ve boş un-surlardan mürekkep değil miydi? Bu unsurlar ki, Belkıs Hanım'ın titreyen vücudundan, Nuriye ve Neyyire Hanımların iğreti ruhlarındaki içlilikten, Seniha'nın arzu ve tamahlarından, Faik Bey'in öfkesinden, "bar" halkının o zoraki neşvesinden ibaretti.
Sayfa 191 - İletişim Yayınları
Kitap Alıntısı
Ne acayip âlem! Burada, herkes kendini eğleniyor zannediyor; fakat, hepsi de can sıkıntısından ne yapacağını şaşırmış, tepinen, bağıran ve bir an evvel sızıp uyumak için sarhoş olan birtakım biçarelerdir. Zavallı insanlar kendi kendilerini nasıl aldatıyorlar! Ve bir hayal-i ham peşinde ne çok para, ne çok vakit, ne çok sıhhat sarfediyorlar.
Sayfa 189 - İletişim Yayınları
Kitap Alıntısı
Dünyada eş yüzler olduğu gibi, eş ruhlar da vardır. Bunlar diğer ruhların kalabalığı arasında mütemadiyen birbirini ararlar, yaştan münezzeh oldukları için yılların açtığı mesafe buluşmalarına mani değildir.
Sayfa 136 - İletişim Yayınları
Kitap Alıntısı
Ve hayatında ilk defa olarak ağır, ciddi düşündü, kaldı. Hayat bir an içinde, ona, en çıplak ve en kaba haliyle görünmüştü. Bu dünyada her şey ne bayağı, ne beyhude, ne kirliydi!.. Bu dünyada güzellik bir hayal, sezgi bir efsane, asalet ve zarafet, insanın üstünde hafif bir cilaydı.
Sayfa 93 - İletişim Yayınları
Kitap Alıntısı