Seniha ile Faik Bey'i yakından tanıyanlar, bu hale pek şaşıyorlar. Fakat, bilmiyorlar ki aşk, mucizeyle doludur, daha doğrusu aşk, bizzat mucizedir. Bazı erkekler şu veya bu tarzda kadınlardan, bazı kadınlar şu veya bu biçimde erkeklerden hoşlandıklarını söylerler: "Benim tipim şudur, benim idealim budur" derler, halbuki, günün birinde söylediklerinin büsbütün zıddını severler, aradıklarının büsbütün aksi bir insan arkasından koşarlar.
"Eğer ne istediğini bilmezsen" diyor kapıcı, "bir bakarsın istemediğin bir sürü şeyin olmuş."
Hiçbir zaman tamamlanmış olmayayım, ne olur.
Hiçbir zaman halimden memnun olmayayım.
Hiçbir zaman kusursuz olmayayım.
Kurtar beni, Tyler, kusursuz ve tamamlanmış olmaktan kurtar.
Çünkü Jester içten içe biliyordu ki öfke en yakın olduğunuz kişilere, kızgınlık ve çirkinliği affedeceklerini bilecek kadar yakın olduklarınıza karşı daha rahat zincirlerinden kopardı.
Başka türlü olmasını arzu eder miydin? Belki sesimde yeterince güç ve yoğunluk yok, sedam içsel düşüncelerine işleyemiyor, vah! Ama sen kendine bir sor, ömrünün mutluluğunu tek bir kelimeyle tayin edebilecek yeterlilikte olduğunu bildiğin bir insana başvurmak isterkenki o vakarlı belirsizlikle sor, kendine daha da bir ciddiyetle sor; zira bu hakikat bir saadet ve selamet meselesidir. Ruhunun uçuşuna engel olma, kendi içindeki en iyi olana keder verme, canını yarım arzularla ve yarım düşüncelerle doldurup bezdirme ve sormaya devam et, ta ki yanıtı bulana dek; zira insan bir şeyi birçok kere idrak etmiş olabilir, onaylayıp kabullenmiş olabilir, insan bir şeyi birçok kere istemiş, bir şeye birçok kere teşebbüs etmiş olabilir ama yine de ancak o derin içsel devinim, ancak yüreğin o tarifsiz kıpırtısı, yalnızca bu seni kabul etmiş olduğun şeyin sana ait olduğuna, hiçbir kudretin onu senden alamayacağına ikna eder; zira senin için hakikat, ancak ahlaken yükselten hakikattir.