David Gilmore

Çünkü Jester içten içe biliyordu ki öfke en yakın olduğunuz kişilere, kızgınlık ve çirkinliği affedeceklerini bilecek kadar yakın olduklarınıza karşı daha rahat zincirlerinden kopardı.
Sayfa 140 - Türkiye İş Bankası Yayınları
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Başka türlü olmasını arzu eder miydin? Belki sesimde yeterince güç ve yoğunluk yok, sedam içsel düşüncelerine işleyemiyor, vah! Ama sen kendine bir sor, ömrünün mutluluğunu tek bir kelimeyle tayin edebilecek yeterlilikte olduğunu bildiğin bir insana başvurmak isterkenki o vakarlı belirsizlikle sor, kendine daha da bir ciddiyetle sor; zira bu hakikat bir saadet ve selamet meselesidir. Ruhunun uçuşuna engel olma, kendi içindeki en iyi olana keder verme, canını yarım arzularla ve yarım düşüncelerle doldurup bezdirme ve sormaya devam et, ta ki yanıtı bulana dek; zira insan bir şeyi birçok kere idrak etmiş olabilir, onaylayıp kabullenmiş olabilir, insan bir şeyi birçok kere istemiş, bir şeye birçok kere teşebbüs etmiş olabilir ama yine de ancak o derin içsel devinim, ancak yüreğin o tarifsiz kıpırtısı, yalnızca bu seni kabul etmiş olduğun şeyin sana ait olduğuna, hiçbir kudretin onu senden alamayacağına ikna eder; zira senin için hakikat, ancak ahlaken yükselten hakikattir.
Sayfa 973 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
Hayatın seni diğer insanlarla çeşitli ilişkilere sokar, bazılarına diğerlerine duyduğundan daha yoğun bir aşkla sürüklenirsin. Şu halde, aşkının hedefi olan böyle bir insan sana karşı kabahat işlediysen, bu sana acı verirdi, her şeyi yakınen incelerdin ama sonra şöyle derdin: Ben kendim kabahatli olmadığımı biliyorum, bu düşünce beni sakinleştirecektir öyle değil mi? Ha, onu seviyor olsaydın, o vakit her şeyi tahkik etmek istemek seni sakinleştirmezdi. Onun kabahatli olduğu haricinde bir şey göremezdin ve yine de bu kesinlik seni huzursuz ederdi, hata etmiş olabilmeyi arzu ettin, onu müdafaa edebilecek bir şey bulma arayışına girerdin ve bunu bulamazsan, o zaman senin kabahatli olduğun düşüncesinde ancak rahat ederdin. Velev ki böyle bir insanın esenliğini gözetme yükümlülüğü taşıyor olsaydın, o vakit kendi kudretinde olan her şeyi yapardın, ancak öbürü buna saygı göstermez de, sana sadece keder verseydi, o vakit işin bir envanterini çıkarır, sonra şöyle derdin: Ona karşı kabahatli olduğumu biliyorum öyle değil mi? Ama hayır! Onu seviyor olsan, bu düşünce o vakit seni sadece ürkütürdü, herhangi bir olasılık yakalamak isterdin ve bir tane bile bulamayınca, unutmana yardımcı olsun diye envanteri yırtıp atardın ve kabahatli olduğun düşüncesiyle kendini ahlaken yükseltmeye çabalardın.
Sayfa 966 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
Hayatın seni diğer insanlarla çeşitli ilişkiler içine sokar. Bunların bazıları hakka ve adalete âşıktır, bazılarıysa bunları uygulamak istiyor gibi görünmez; onlar sana karşı kabahatlidir. Senin ruhun onların sana çektireceği acıya karşı katılaşmış değildir ama sen kendini didik didik inceler, sınarsın, haklı olduğuna kendini ikna edersin ve bu kanıda sakin ve dinç kalırsın; onlar beni ne kadar istismar ederse etsin sen onların beni, haklı olduğumu ve kabahatli olmanın acısını çektiğimi bilmenin huzurundan mahrum etmeyi beceremeyeceğini söylersin. Bu bakış açısında, muhtemelen her birimizin tatmış olduğu bir doyum, bir sevinç vardır ve sen kabahatin acısını çekmeyi sürdürürken, haklı olduğun düşüncesiyle ahlaken yükselirsin. Bu bakış açısı gayet doğal, gayet kavranabilirdir, hayatta sıklıkla sınanmıştır ve biz yine de onun vasıtasıyla değil de, daima kabahatli olduğumuz düşüncesinde yatan ahlaken yükseltici unsur üzerinde kafa yorarak şüpheyi yatıştırmak ve endişeye şifa vermek isteriz.
Sayfa 965 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
İnsan ne yapabilecekse onu yapar. İnsan bazen haklı, bazen haksız, bir ölçüde haklı, bir ölçüde haksız ise, bunu insanın kendinden başka kim saptayabilir, lakin saptama ânında o bir kez daha bir ölçüde haklı ve bir ölçüde haksız olamaz mı? Yoksa o, eylemine değer biçerken, eylemde bulunduğundakinden başka bir insan mıdır? O vakit şüphenin hüküm sürmesi, boyuna yeni güçlükler keşfetmesi ve endişenin ona refakat etmesi, kazanılmış deneyimleri korku içindeki o ruhun kafasına çalması mı gerekecektir? Yoksa boyuna irrasyonel yaratıkların olduğu anlamda haklı olmayı mı yeğlememiz gerekecektir?
Sayfa 963 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı