David Gilmore

Gelgelelim, ben bu tür şeyler düşünme zahmetine girmem, çok geçmeden onları düşünmekten usanırım; gerisin geriye karıma dönerim, onu seyretmekten hiç usanmam. Ne yaptığını izah edemem ama hepsini bir incelik ve zarafetle, tarifi imkânsız bir kıvraklıkla, canlılıkla, ön hazırlıksızca ve teklifsizce yapar, tıpkı aryasını söyleyen bir kuş gibi ve karımın uğraşının en iyi bununla karşılaştırılabileceğine inanırım ve yine de onun sanatı bana gerçek sihirbazlık numarası gibi gelir. Bu itibarla o benim mutlak sığınağımdır. Sonra çalışma odamda otururken, üzerime bir bıkkınlık çöküp de, zaman benim için uzayıp gittiğinde, kalkar sessizce oturma odasından içeri süzülürüm, bir köşeye çekilip otururum, karım bir şeylerle uğraşırken onu rahatsız etmeyeyim diye korkumdan tek kelime etmem, zira yaptıkları bir oyuna benzese dahi, yine de saygı uyandıran bir edep ve haysiyetle cereyan eder ve o, senin dediğin gibi, oturma odasında vızır vızır dönüp duran ve vızıltısıyla etrafa evlilik müziği yayan Bayan Hansen misali bir topaç olmaktan çok uzaktır.
Sayfa 917 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
Reklam
"Bir şey başarmak" tabiri benim eylemimle benim dışımda yatan bir diğeri arasındaki ilişkiyi tanımlar. Şu halde, bu ilişkinin benim yetkimde olmadığını idrak etmek kolaydır ve en güzide yeteneğin tıpkı en aşağı insan gibi hiçbir şey başarmadığının bu açıdan da aynı haklılıkla söylenebileceğini kavramak kolay olsa gerekir. Bunun altında hayata karşı bir güvensizlik yatmaz, bilakis, kendi kayda değmezliğimin bir onayı ve her bir diğer kişinin kayda değerliğine karşı bir hürmet yatar. En güzide yetenek vazifesini sonuna kadar götürebilir, en aşağı insan da bunu yapabilir. Her ikisi de daha fazlasını yapamaz. Bir şey başarıp başarmadıkları onların kendi elinde değildir, mamafih kendilerini bundan alıkoymak kendi ellerindedir. Ben o vakit hayatta çoğunlukla yeterince aslan kesilen tüm önemden feragat ederim, ben kendi işimi yaparım ve bir şey başarıp başarmadığım üzerine hesap kitap yaparak vakit harcamam. Ortaya koyduğum şey, bahtımı olduğu kadar eylemimi de izler, keyfini çıkarmayı gözüm pekâlâ keser de, mutlak surette kendime havale etmeyi kesmez. Bir kayın ağacı düşün, büyür, taçlanır ve insanlar onun gölgesinde oturmaktan keyif alır. Eğer sabrını kaybetseydi, eğer şöyle deseydi: Durduğum şu yere neredeyse hiçbir canlı varlık gelmiyor, o zaman ben büyümüşüm, dal budak salmışım neye yarar, böyle yapmakla ne başarmış olurum; ağaç böyle deseydi sadece kendi büyümesini geciktirirdi ve sonra belki bir gün yolcunun biri gelip şöyle diyebilirdi: Bu ağaç böyle bodur bir gariban değil de dallı budaklı bir kayın ağacı olsaydı, gölgesinde ne de güzel dinlenirdim. Ağacın bunu duyabildiğini bir düşün!
Sayfa 902 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
Gelin biz yeniden etikçiye başvuralım. O der ki: Her insanın başardığı ve başarabildiği şey, hayatta kendi vazifesini yapabilmesidir. Şöyle ki, bazı insanların bir şey başardığı, diğerlerinin başarmadığı bir durum vaki olsaydı ve bunun nedeni tesadüfiliklerinde yatsaydı, o vakit kuşkuculuk burada yeniden ağır basmış olurdu. Dolayısıyla şöyle demek gerekir: Her insan esasen eşit ölçüde bir şey başarabilir. Ben hiçbir suretle miskinlik öğütlemiyorum, ama diğer yandan, bu bir şey başarmak tabirini kullanırken dikkatli olmak gerekir. Bu tabir senin daima alayına hedef olmuştur ve sen, bir keresinde kendin dediğin gibi, tüm "admiralitet camiasındaki herkesin iyi bir eleman addettiği bir kâtibin bütün için ne kadar şey başardığını hesap etmek amacıyla, integral ve diferansiyel hesap ve sonsuzluğun kalkülüsü tahsil etmişsindir." Sen gel o alayını sadece kendine önemli biri havası vermek isteyenlere yönelt, lakin onu katiyen zihin bulandırmak amacıyla kötüye kullanma.
Sayfa 901 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
İnsan bir misyona sahipse, o zaman kendinin dışında, ona, ama kendini bir köleye çevirmeksizin, ne yapacağını kabataslak gösterecek, zamanını planlayacak, ona sık sık başlangıç vesilesi yaratacak bir norma sahip olmak da ister. Eylemi bir kere başarısız kalırsa, o zaman o gelecek sefer daha iyi yapacağını umut eder ve bu gelecek sefer öyle fazla uzak olmayan bir zamanda yatar. Halbuki hiçbir misyonu olmayan kişi, kendisi için bir görev saptamak istediği ölçüde, çoğunlukla bambaşka bir şekilde uno tenore çalışmak zorundadır. Kendisi vermek istemediği takdirde, vereceği hiçbir fasıla yoktur. Ve o çuvallarsa, her şey de çuvallar ve bir daha da başlama aşamasına zor gelir, zira bir vesileden yoksundur. O vakit, şayet boş gezenin boş kalfası olmak istemiyorsa, ukalalığa özendirilmesi kolaydır. Belirli görevleri olan insanları ukala ilan etmek çok olağandır. Genelde böyle bir insan zerre kadar ukala olamaz. Gelgelelim, belirli görevleri olmayanı öyle olmaya kandırmak kolaydır, zira o bunu, içinde kolayca yolunu sapıtabileceği, o fazlasıyla geniş özgürlüğe bir parça karşı durmak için ister. Dolayısıyla ondaki ukalalığı seve seve mazur görmeye meyledebiliriz, zira bu iyiye alamettir ama öte yandan bunu bir ceza addetmek de gerekir çünkü o kendini olağan olandan azat etmek istemiştir.
Sayfa 900 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
Hiçbir suretle ödlek ya da çıtkırıldım diyemeyeceğim, ancak insan hayatının çabasız olması gerektiğini hiçbir suretle düşünmeyen, başkalarının vazgeçeceği mücadeleye girişecek kudret ve cesaret ve arzuya sahip insanlar tanıdım, ve onların sık sık şöyle dediğini duydum: Tanrı beni hayat gailelerinden korusun yeter, insanın sahip olduğu daha yüksek hayatı onlar kadar sıkboğaz eden başka hiçbir şey yoktur. Bu gibi beyanlar vesilesiyle kafama sıkça dank eden bir şey vardır ki bu, her halükârda insan yüreği kadar sahte başka hiçbir şey bulunmadığıdır, nitekim kendi hayatım da bunun böyle olduğunu teslim etmeme vesile olmuştur. İnsanlar en tehlikeli mücadeleyi göze alacak cesarete sahip olmak ister ama hayat gaileleriyle uğraşmak istemez ve yine de o mücadelede kazanılan zaferin bundakinden daha ziyade büyük olmasını ister. Bak bu yeterince basittir; insan daha kolay, ancak kalabalığın gözüne daha tehlikeli gelen bir mücadele seçer; kendini bunun hakikat olduğuna inandırır; muzaffer olur ve o zaman tabii kahraman da olur ve insan onuruna yakışmayan o adi mücadelede galip gelseydi olacağından tamamen başka türlü bir kahramandır. Evet, insanın hayat gailelerine ilaveten, kendi içinde mücadele edeceği böyle gizli bir düşmanı da varsa, o zaman bu didinmeden uzak olmayı temenni etmesinin hiç şaşılacak bir tarafı yoktur.
Sayfa 888 - Alfa Kitap
Kitap Alıntısı
Reklam