Kitap yazarın notuyla başlıyor. "Tek elimle yapamayacağımı düşündüğüm tek şey iyi bir anne olmaktı." Notun tamamını okuduktan sonra Hannah Bonam-Young ı aşırı sevdim ve ona hayran kaldım. Dolayısıyla da kitapta her ne yazıyorsa artık kesinlikle beğenmek zorundaydım.:) Neyse ki Hannahcığım gerçekten güzel, özel ve çok komik bir kitap yazmışta bende beğenmek için hiç kendimi kasmak zorunda kalmadım. Kitabı gerçekten çok sevdim, pek sevdim, aşırı sevdim. Win e bayıldım,bayıldım, bayıldım ama Bo ya deli fena bayıldım. Nasıl hassas, özverili bir ruh ve nasıl güzel seviyor. İlk tanışmalarındaki tokalaşma için sol elini uzattığı o an Win gibi benimde bittiğim andı.
Yazar yine o özel notunda "Arzum, birbirlerini çok seven ve tutundukları negatif düşünce yapılarını değiştirip farklılıklarını kabul edebilmeyi öğrenen bir çifti ve nazik, düşünceli, eğlenceli, sabırlı kılan, hoşgörülü bir aşkı sayfalara aktarmaktı." demiş. Kitap tam olarak buydu işte, başka tanımlamalara hiç ama hiç gerek yok.
Sadece tek bir eleştirim var; bu hoşgörülü, saf ve temiz aşkın bu kadar fazla ve detaylı smut sahnelere hiç ama hiç ihtiyacı yoktu. O kısım beni biraz üzdü.
Neyse yorumum fazla uzun oldu galiba. Sevdim.
Kitap yazarın notuyla başlıyor. "Tek elimle yapamayacağımı düşündüğüm tek şey iyi bir anne olmaktı." Notun tamamını okuduktan sonra Hannah Bonam-Young ı aşırı sevdim ve ona hayran kaldım. Dolayısıyla da kitapta her ne yazıyorsa artık kesinlikle beğenmek zorundaydım.:) Neyse ki Hannahcığım gerçekten güzel, özel ve çok komik bir kitap yazmışta bende beğenmek için hiç kendimi kasmak zorunda kalmadım. Kitabı gerçekten çok sevdim, pek sevdim, aşırı sevdim. Win e bayıldım,bayıldım, bayıldım ama Bo ya deli fena bayıldım. Nasıl hassas, özverili bir ruh ve nasıl güzel seviyor. İlk tanışmalarındaki tokalaşma için sol elini uzattığı o an Win gibi benimde bittiğim andı.
Yazar yine o özel notunda "Arzum, birbirlerini çok seven ve tutundukları negatif düşünce yapılarını değiştirip farklılıklarını kabul edebilmeyi öğrenen bir çifti ve nazik, düşünceli, eğlenceli, sabırlı kılan, hoşgörülü bir aşkı sayfalara aktarmaktı." demiş. Kitap tam olarak buydu işte, başka tanımlamalara hiç ama hiç gerek yok.
Sadece tek bir eleştirim var; bu hoşgörülü, saf ve temiz aşkın bu kadar fazla ve detaylı smut sahnelere hiç ama hiç ihtiyacı yoktu. O kısım beni biraz üzdü.
Neyse yorumum fazla uzun oldu galiba. Sevdim.
NEEEE?!!!
Tropes:
bekar anne
çocukluk aşkı
geçmiş sarmalı
cinayetler
Yorumum:
dedim ki noluyo lan bu lanet olası yerde?!!! sürekli kafam karıştı. olay bambaşka bir seviyeye evrildi. ayrıca son 40 sayfa kaldığını gördüğümde BİR ŞEY OLACAK, BÜYÜK BİR ŞEY dedim. öyle de oldu gerçekten. sadece hizmetçi izliyor'un bir tekrarı gibiydi bir kısmı ve bundan hoşlanmadım. sebeplerde mantıksız geldi bana. çok acayip ümitliydim bu kitaptan ve beklentimi karşılamadı.
Konusu:
Brooke Sullivan’ın yüksek güvenlikli bir cezaevinin yeni pratisyen hemşiresi olarak harfiyen uyması gereken üç kural vardı:
1. Bütün mahkûmlara saygılı davran.
2. Sakın kişisel bilgilerini verme.
3. Mahkûmlarla ASLA arkadaşlık kurma.
Fakat oradaki hiçbir görevli Brooke’un kuralları çoktan çiğnediğini bilmiyordu. Cezaevinin en azılı ve tehlikeli mahkûmlarından Shane Nelson’la olan yakın bağından, Shane’in Brooke’un lise aşkı olduğundan haberleri yoktu. Bir zamanlar okulun yıldız oyun kurucusu olan Shane şimdi işlediği bir dizi korkunç cinayetten ötürü müebbet hapis yatıyordu. Üstelik onu oraya Brooke’un ifadesi yüzünden tıkmışlardı.
Fakat Shane biliyordu; ve asla unutmayacaktı.
MahkûmFreida McFadden