Bu yüzden biz de yönümüzü ne doğuya ne batıya çevirdik. Ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere iman edip öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa ve kurtarılmayı bekleyenlere mallarımızı seve seve verdik. Yeminleştiğimizde sözümüzden caymadık. Sıkıştığımızda, hastalandığımızda, savaşlarımızın en şiddetli zamanlarında bile sabır ve kararlılık gösterdik. Çünkü biz doğru olanlardandık.
Biz de iki kişiden biri olduğumuz zamanlarda bile üzülmedik. Çünkü “üzülme” kelimesi kulağımıza fısıldandığında inkâr edenlerin sözü çoktan alçaltılmıştı. Hüküm ve hikmet sahibi olan, tıpkı mağaradakilerin gönlüne ferahlık verdiği gibi bizim de göğsümüzü genişletti. Sükûnet ve güven duyduk, huzur içinde olduk. Güçlükler karşısında yalnız kaldığımızda bile biliyorduk ki Allah bizimle beraberdi.