Sic Mundus Creatus

Sic Mundus Creatus
@Plainview
Günün sonunda
Yaşanılan psikolojik şiddetin ölçüsü ve sınırları belirsizdir. Tahribat büyük ölçüde fiziksel olarak hissedilenden daha büyük ve kapsamlı olur. Bir insan yaşadığı bu duygusal sömürünün sonuçlarına katlanmada çok dayanıksız olabilir; sebebi basittir ruhsal yıkıntı bir göçüğe benzer düştüğünde canın acır bunun yanı sıra kurtulmak için verdiğin her çaba sana istediğin sonucu getiremez. Göçüğün içerisindeyken yukarıda ki ışığı görürsün, çırpınırsın, çığlık atarsın sesini duymaları için ama ne yazık ki burası çok ıssızdır. İnsanların dip diye bahsettiği kurgusal bu mekan, psikolojide yeri olmayan düzmece bir karanlıktır. Teorik olarak her çırpınma nesnellik payı olamayan daha alt katmanlara düşmene sebep olur. Terminolojide dip, bulunduğun çöküntünün taban kısmını belirleyen bir alanın niteliğine verilen isimdir. Her çırpındığında şiddetli psikolojik travmanın seni getirdiği daha ulaşılamaz bir noktaya vardığında, aslında dibe yaklaşmaktasın orada değilsindir. Çöküntünün içerisinde olmak yer altı edebiyatının pesimist kalemlerinin havalı gözüken cümlelerinde ki boş vermişlikten ziyade seni acımasızca bitiren ve her şeyi daha fazla umursamanı sağlayan kötürüm bir hastalıktır. İçinde bulunduğun çaresizliği kabullendiğinde artık bir şeyler yapmak için harekete geçecek gücü bulursun. Çünkü sen o yapayalnız karanlıkta kendini dinlemişindir, daha önce değer vermediğin ve önemsiz gelen bir başka sen ile tanışmışındır; sana çıkış için o halatı uzatacak olan kurtarıcı. Birey her ne kadar yıpranmış olsa bile içinde bulunduğu sıfırı burada tüketip yeni bir sayfa açacaktır. Unutma, seni var edecek her şey aslında seninle birliktedir.
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İleriye dönük yaşamaya devam etmenin verdiği büyük kötülük insanın kendine yalan söylemeye alışmasıdır. Umut iyi bir şeydir, fakat insanı körleştirir. Sürekli kendini kandırmaya ve sürekli kendi istediğin şeylere değer vermeyerek hayata devam etmeye zorlar seni. Öz motivasyon dış etkenler ile sahip olduğun değil, seni iyi bilen kendinden gelir. Bir hedefin, hayatta sahip olmak istediğin tüm arzuların daha iyi olacağını düşündüğünden başka yönelimler ile nötrlenemez. Sevdiğin insanların iyiliği için kendinden vazgeçemezsin çünkü bu senin benliğinin değişim geçirmesine sebep olur. Kesinlikle artık yolun başında seni tanıdıkları o insandan daha farklısındır, sonunda iki tarafında mutsuzluğunu deneyimlersin, çok acı. Neden mi? Sen olduğun sen değilsindir, değer verdiklerinin de tanıdığı sen olmaktan vazgeçmişindir artık. Kelebek etkisi gibi derinden küçük değişimlerin yol açtığı büyük etkenler değildir. Yavaş yavaş kendi kötülüğün olmaya devam edersin, her gün bunu üstlenir ve yaparsın. Umudunu yaşadığın hayal kırıklarında bile yeniden aynı sen olmaya sakla; değişime açık bir tutum sergile fakat sen olmaktan vazgeçme. Tüm kalbimle söylüyorum; kendine ait olmalısın ancak bu sayede değer görürsün ve bu sayede bir kanat altında toplarsın sana inanan insanları. Umutlarımın tükendiği her vakit kendime inanırım, soluk ve beyaz tenimin yüzümde ki her buruşmasında kendimi güldürürüm, soğuğu hissettiğimde harekete geçer ve sadece koşarım; durmaksızın. Yoluma çıkan hiç bir şeyi ezmem, kendime katarım. Ben yok edici değil, kendisini var etmeyi bilen her insanın ortak paydasıyım, ben içinde ki öz sanatım.
Edebiyat
Bana bahşedilen şey yalnızlık. Korkmuyorum asla çünkü ben bununla doğdum. Bazı insanlar hayatının nasıl sonlanacağını kendi gözleriyle görme şansını elde etmiştir, uzun zaman önce deneyimlemiştir bunu. Bir damla yaş akar kehanet dolu bu gözlerden fakat hiçbir zaman yere düşmez. Neden mi? Bunca zaman sonra hala yalnızlığın ne olduğunu bilmediğinden bahsetme bana; çünkü bu dünyaya kendinden hiç bir hatıra bırakmaz. Var olası lanet şey, görmezden gel işte bu yalnızı. Onca uçurum gördüm hepsinden aşağıya doğru süzüldüm, ama ne öldüm ne de yeniden döndüm. Kalbim intihara meyilli duygularla bir mektup yazmıştı geçmişte. Tozlu, küf tutmuş bir sandıkta bekler hala o mektup, dün gibi hatırlar ne ile savaşıp zaferle çıktığını. Bu dünyaya bir armağan bırakamayacak kadar yalnızdık ama ondan çok şey alacaktık.
Edebiyat
Bahşedilen hayatı yeni anlamaya başlıyorum, daha önceleri belli belirsiz egonun hapsettiği üçgende her şeyi bildiğini sanıyor gibi davranırken aslında bilinç ve zihnin tecrübe edindiğini göremediğim bir yeniliktir bu bahsettiğim. Değişimin öncüsü, devrimlerin lideri ve katıksız hayalin başını çeken her şey bir zihin patlamasıdır. Toplumlara, insanlara ve gerekirse geleceğe ışık tutan tek bir bileşimdir. Doğru kullanıldığı taktirde aydınlatıcıdır, yanlış kullanıldığında bilinçsiz bir propaganda; öfkeli kalabalıklar her zaman daha fazla kitleye sahip olmuştur fakat başarısız olmak onları ileriye, kendilerinin bile sahip olamadığı çıkarımlara ulaştırmıştır. Her insan kendi toplumsal çıkarımını yapmak zorundadır, belirli ideolojiler ona yakınlık gösterse dahi başka insanların ışığında sonsuza kadar yürüyemez. Ahlak bireyseldir, özgün olmak senin değişimin olmalıdır. Benim ideolojim bireysel terminolojidir; bireyin kendisi, kendi eğitimi için gerekli yetkinliği kazandığı yegane sahnedir.
Edebiyat
Dokun, pürüzleri hisset. Gözlerini aç, ışığın sana yansıttığı renkleri gör. Derince içine çek dünyayı bir nefes ile. Hiçbirine kapılma ama bunlar biz insanları büyülemek için tanrının koca bir planı; korkutucu şekilde güzeller.
Edebiyat