Sic Mundus Creatus

Sic Mundus Creatus
@Plainview
Günün sonunda
İnsan hayatının bazı dönemlerinde daha soğuk olabilir, bu hayatın sen planlar yaparken ortaya kendi planlarını koymasıyla ilgilidir, önemseme bunu. Ellerinde tuttuğun bir fotoğrafa baktığında senin için güzel bir anı olarak kalsın hislerin.
Reklam
Güçlü denilebilecek bir his var içimde, solgun ve gri gökyüzünün düşmanı. Sürekli içe dönük, belki onu dizginleyen bu olabilir. Uğruna savaşılması gereken her şey ile mücadele edebilecekken, hep kendini seçmiştir. Ne büyük bir düşman insan kendine, gerçekten de ne ? Çabaladığı yeni bir başlangıç olmalıdır, şunu unutuyor her zaman tam olmak bitkilere, mevsimlere veya belki hayvanlara aittir. Bir papatyanın kendi devamlılığını sağlaması için polenlerini yılın sadece bir ayı dağıtması etrafta uçuşturması veya gökyüzünün düşen kar taneleri için seçtiği koşulların kış ayına ait olması. Bunlar bahsettiğim şeylerin biyolojik olarak tam olmayı beklediği ve başardığı vakitlerdir. Sen, böyle değilsin... Her şey için tam olmayı beklerken bir ömrünü çürütmeyi göze alabilecek kadar uzun değilsin. Başaramazsın. Yasını tutabilecek kadar çok yaşamayacaksın, üzgünüm. Kendini gerçekleştirmek senin yaşam piramidinin içinde bulunuyor; şuana kadar kaybettiklerin için üzül ve yasını tut. Onlar için iyi dileklerini tanrıya ilet, özlediğin her şeyi son bir kez olsun yine hafızanda canlandır. Bahsettiğimiz "solgun ve gri gökyüzünün düşmanı" olan içinde ki enerjiyi hareket geçir. Seninle birlikte yaşamasına, sana yol göstermesine izin ver, zafer ancak bununla gerçek olabilir.
Edebiyat
Çoğu bilinmezliğe doğru bir yolculuk halindedir; evet insanlardan bahsediyorum. Sen, ben, geriye kalan herkes bu soyut yolculuğu deneyimlemektedir. Bilinmezliğin sıfatı ve buraya katedilen mesafenin yolculuk niteliği taşımasında temel görüş insan zihninin terminolojisinde ki yetersizlikten kaynaklanmaktadır. Büyük bir devrimdir! Daha öncesinde düşünülmeyen her zerre, tanımlanmaya başlanıp "bilinmezlik" olarak adlandırılmıştır. Gerçekleşmekte olan deneyimler yolculuğumuzun bir parçasıdır, yeterince açıktır. İnsan kendini tanımadan önce insanları tanımaya başlar, bu benlik için yeterli bir travmadır. Bu noktadan sonra ego yetersiz kalmaya başlar, kendini tanır, öğrenir ve birlikte vakit geçirir. İnsanın kendisiyle konuşması bundan süregelir, ihtiyacı vardır. Sosyal kaygının sınırlarının esnekliği onu şaşkına çevirir kendisine küser ama zihin buna izin vermez. Gerekli tüm donanımlara sahiptir, onu diğerlerinden korumak için gelişim öngörülebilir bir şekilde hızlanır. İvme kazanan benlik kişisel etkinin dallarıyla baş ederken, onu özümserken bir anda daha büyük düşüncelere atılmak ister, küreselleşir. Sınırlara çok dikkat etmek gerekir, her zaman bir adım daha atarak düşünmeye başlamak. Hayal gücü ile beslediğin zihin, gerçekler ile algısal kayıplar verebilir.
Edebiyat
Sonsuz bir alacakaranlık akşamını unutmak ne mümkündür, insan zihni bu gibi anıların içinde yaşlanmayı severek yok olur. Yok olmak bir son değildir asla, bazen insan her zerresini parçalar çünkü bilir ki yeniden doğmak için feda etmesi gereken şey çok büyüktür.
Edebiyat
Seçici ahlak sahibi insanoğlu; tercihler ve gösterilen yollar köleliğin meşrulaştırılmış halidir. Tanrı algısı gibidir, belirli bir kader çizilmiştir ötesine çıkamazsın, ötesine çıkamadığın yolda ilerlediğin her adımda özgürlüğe ve iyiliğe yaklaştığın işlenmiştir beynine. Keşkelerle dolu bir hayat yaşamamış kudretli insanın son sözü bile "keşke" ölmek gibi bir yol olmasaydı olabilir. Yaşanmışlıklar anın tadını mahvedebilir, düşlediğin bir gerçeklik var olması imkansız olandır. 80 yıl bir hayat yaşamış insan son 5 dakikasında keşke diye başladığı bir cümle bütün bir 80 yılı 5 dakikada mahvedebilir. Çünkü artık o yoktur. Korkusuz olmak lazım, seçimlerimizde ve çıktığımız her yolda, azımsanmayacak bir güzelliği vardır inanın bana. Var olmak adına yaptığımız her eylem tekrar tekrar tekrar eder beynimizde, zaten yaşıyorsak eğer tekrar ediyoruzdur kendimizi, tüketiyoruzdur benliğimizi.
Edebiyat
Reklam