Kızıl nehirler, genetik bir bulmacaydı... Kimlikleri yok ederken var ediyordu. Yapılan kötülüğün karanlıkta var olan sessiz çığlığı elbet güneş ışıkları ile ses buldu.
Bütün kitap boyunca nerede, kim ve ne zaman sorularına cevap ararken zekice kurgulanmış bir olay örgüsünde ilerlediğimi anlamak biraz zaman aldı. Kitabın 700 sayfası bulmacalar içinde koştururken okuyucuyu son 100 sayfa bir tokat gibi ağır, ama son 5 sayfayı okuyabilmek için önce ağlamamak gerek.
Kitap boyunca ana karakterin aslında ana karakter olmaldığına o kadar inandım ki belli var süre sonra başka birisi benim için ana karakterdi. Şimdi serinin 2. Kitabına başlıyorum. Umarım orada ana karakter benim sen kimsin sorusunu sorduğum Marinus'tur.
Olayların sonuca bağlandığı serinin son kitabı. Karmaşık duygular yaşayan ana karakterin adım adım duygusal dengesini bulduğu bir gençlik romanı. Dili günlük ve yalın olduğundan hızla okunuyor.
Gündemde olan kitaplar arasından seçtiğim romanın bir serinin ilk kitabı. Yalın, günlük dil kullanarak, okuyucuyu olaya sürükleyen bir kitap. Kurgu noktasında kitap okuma alışkanlığı yüksek bireyler için zayıf. Okuma alışkanlığı edinmeye çalışan genç kitle için daha etkileyici bir bakış açısı yaratabilir.
Bir insanın ölümsüz aşka inandığı harika bir roman. Öyle noktalarda okuyucuyu duygusal karmaşıklığa iten, bu da böyle anlatılmaz ki dediğiniz harika bir anlatım... En büyük haksızlıklara kahramanın bakış açısından hak verdiğiniz anlarda yaşanan duygusal ikilemler kitabı. Yüreğine sağlık Livaneli