Eksik söyledin: Romalılar'dan daha önce, belki yamyanmık çağında da hukuk vardı ve şüphesiz o hukuk, kendi çapında ve çerçevesinde șimdikinden daha faydalı ve adil bir müessese idi. Çünkü vicdana ve adalete değil, sihirli ve semavî kuvvetlere dayanıyordu. Fakat o zamandan bugüne kadar geçen tekâmül devresinde hukuk yine bir sihir işi, hatta sihirbazlık işi olarak kalmıştır. Hukuk ve ilim. Gülünç yakıştırma... İittifakla idam kararı... Yargıtay bozdu... Bu sefer ittifakla beraat... Aynı suç, aynı sanık, aynı yargıçlar, ayn kanun kitabı ve önce idam,
sonra beraat... Bu ne güzel ilim böyle? Sen herhangi bir yılın herhangi bir ayında, yüz derecelik ısıda kaynayan bir suyun, birkaç ay sonra aynı hararette donduğunu işittin mi ?
"Kalbin benim olsun diyorum, çünkü mukadder...
Cismin sana yetmez mi? Çabuk kalbini sök, ver!
Yoktur öte alemde de kurtulmaya bir yer!
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın..."
Not: Çok sevdiğim bir şiirdir. Merak ediyorum acaba şiir bu roman için mi yazıldı, yoksa hali hazırda yazılmış şiir bu kitapta mı kullanıldı?
-Sevginin niçini olmaz ki efendim... Düşünsem belki mâkul bir sebep bulabilirim. Fakat bu hakiki sebep olmaz. Çünkü biz önce severiz. Sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız. Bu da hodbinliğimizden doğar efendim.
Kendilerini yalnız ve kimsesiz sananlar, çevrelerinde dostlar gördükleri zaman nasıl bir inșirah duyarlarsa Ayșe de onu duyuyor, gönlünün âh u zâr ile dolu olmasına rağmen yașamaktaki zevki tadıyordu.