Öyleyse insanın en büyük gereksinmesi bu ayrılığı yenmek, yalnızlığının hapishanesinden kurtulmaktır. Bu
amaca hiç ulaşamamak delilikle son bulur; çünkü dünyadan bütün bütün kopmanın yarattığı korku, ancak dış dünyadan iyice el etek çekmekle yenilebilir; öyle ki sonunda yalnızlık
duygusu bütünüyle ortadan kalkar, çünkü insanın koptuğu dış dünya da ortadan kalkmıştır artık.
İki kişi birbirini daha iyi tanıdıkça, yakınlıkları inanılmazlığını gitgide yitirir, sonunda düşmanlık, umut kırıklığı, birbirinden bıkma duygusu başlangıçtaki coşkudan artakalan her șeyi alıp götürür. Oysa başlangıçta bütün bunlar hiç bilinmez; aslında o coşkun
tutku, birbiri için deli olma, sevginin büyüklüğüne kanıt sanılır; bu olsa olsa o kişilerin daha önce içinde bulunduklan
yalnızlık duygusunun büyüklüğüne kanıttır.
Çünkü artık yabancılașmışlardı. Bu yabancılık, görünüște olan bir șey değil, içten gelen bir duygu idi. Tıpkı rüyalarda bir tehlikeden kaçmak isteyip de koşamayan insanlarınkine benzeyen bir duygu...