Beklemek tüm anlamın kendisiydi, bekler ve düşünürdü, boşuna olamazdı, hiçbir şey boşuna olamazdı, boşuna değildi, sebepsiz, yersiz değildi, bekliyordu ve beklediği gelecekti.
"Hayret ettiğim şey kendi halimdir! Bana fevkalade zamanlarda bir an sükunet gelir amma pek az sürer bu; şimdi kendimi yokluyorum da içimde hiçbir teessür bulmuyorum. Bahri şimdi burda olsaydı da aramızdan birden bire ayrılarak bahçeye çıksaydı daha fazla hayret ederdim. Çünkü, değil mi, bu âni hareketi daha çok muamma olurdu. Fakat onun bu son hareketini o kadar iyi anlıyorum ki hiçbir tarafı bana gizli kalmıyor."
İki üç nefes çektikten sonra, içinde parlayan mânâdan anladı ki, onu uyandıran șey, tekâmülünün bir dönemeç noktasında duran ve sabırsızlıktan şiștikçe șişerek zekâsından yol soran bahtıdır.