Sistemin çöküşü tek bir günde olmadı.
Bir sabah kalkıp da “adalet artık yok” denmedi.
Çürüme, tek bir olayla başlamadı.
Her şey… çok basit bir sessizlikle başladı.
Bir yolsuzluk gördük.
“Boş ver” dedik.
Bir işkence haberi duyduk.
“Belki de hak etmiştir” dedik.
Bir hukuksuzluk yaşandı.
“Bize dokunmuyor ya” diye geçtik.
Ve yıllar geçti…
O “boş ver” dediğimiz anlar,
bugünün mahkemesiz cezalarını kurdu.
O “susmak gerekir” dediğimiz anlar,
bugünün iktidarını büyüttü.
Adalet terazisinin bir kefesinde suç,
diğer kefesinde halkın suskunluğu vardı.
Ve biz sustukça, o terazi artık ölçmeyi değil,
ezmeyi öğrendi.
Artık kimse “sadece izledim” diyemez.
Çünkü bu düzende susmak,
bir tercih değil;
bir ortaklıktır.
Ve bu ortaklık, sadece bugünün değil,
yarının da vebalini taşır.