Sanırım biz hepimiz, yollara düşerek, yani çeşitlenerek, yani uzaklara katılarak, uzakları canımıza katarak şunu söylemek istiyoruz: "Ölüme benden alacağı hiçbir şey bırakmayacağım; sadece bir avuç kemik."
Biz, başka insanlara, mekânlara ve onların hayatlarına giderek, bu sonsuzluğa kendi cümlemizi eklemek ve bu sonsuzluğu kendi cümlemize eklemek isteriz. Gitmek, uzaklar ve yolculuklar, doğanın insan tekine olan bu cimriliğune karşı, insanın bulduğu bir varoluş mucizesidir.
Acı çekmek istemediği için güldüğünü söylüyordu. Küçümsediği her seyi birdenbire önemseyen insanların abartısıyle durmadan konuşuyordu. Dip sularını bilmeyen birisi, hiç tanımadığı insanlara gösterdiği yakınlığı özgürlük ya da mutluluk diye kolayca kabul ederdi.