Portrait of my books

Portrait of my books
@Portraitofmybooks
9/10
·424 syf.··
2020 7. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2020 10:59
Pia Mater, Serkan Karaismailoğlu tarafından yazılan bir nöroroman. Arka kapakta nöroromanı şöyle açıklamışlar: Sinirbilimsel gerçeklerin, belli bir kurgu ve hayali karakterler eşliğinde okuyucuya sunulduğu bir roman türüdür. Aslında romanı anlatırken 2 kısma ayırmak doğru olacaktır. Kitabın ilk kısmında daha çok karakterleri tanıyoruz. Pia Mater, kalabalık bir karakter listesine sahip diyebilirim. Çünkü onları sadece bir yan karakter, figüran gibi görmüyoruz. Hepsinin ardında bir hikaye var ve bu hikayeleri, asıl olaylar kadar ilginizi çekip sizleri heyecanlandırıyor diyebilirim. Özellikle, Galen ve Devin’in hikayesini onları ilk okuduğum andan itibaren merak etmiştim. Aynı zamanda bu ,ilk kısım diye ayırdığım, bölümde olaylar yavaş olmasına rağmen yazar nöroloji, fizyoloji ve yapay zeka ile alakalı ilgi çekici konuları ustaca ve olay örgüsüne uyumlu olacak şekilde yerleştirmiş. Bir konuyla alakalı bilimsel makaleden bahsederken hem kurgudan kopmuyor hem de merakınızı yüksek seviyede tutmaya devam ediyor. Olayların biraz daha açıklandığı ve aynı zaman da karıştığı ikinci bölümde ise her şey çok heyecanlı şekilde ilerliyor. Özellikle son 100 sayfayı yerimden kalkmadan okudum. Kitapta yazar ilk sayfadan itibaren aralara okuyucular için küçük ama önemli ipucuları bırakmış aslında. Bunları yakalayıp sonu tahmin etmeye çalışsanız da bence yazar kitabın sonuyla tüm okuyucuları şok içinde bırakmıştır. En azından benim beklemediğim bir son oldu diyebilirim. Kitapta en çok ilgimi çeken şeylerden biri de yazarın karakterler için isim seçimi. Zira Tesla, Galen, Devin, İlias gibi ilginç isimleri var her karakterin. Aynı zamanda Galen’in takma adı da fizyolog, tıpkı antik Roma’nın en önemli hekimlerinden ve deneysel fizyolojinin kurucusu Galen gibi. Bunun gibi ufak
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·256 syf.··
2020 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2020 17:34
Ateşten Gömlek, Türk edebiyatında Kurtuluş Savaşı üzerine yazılan ilk roman. Romanı kahramanımız Peyami’nin ağzından dinliyoruz. Ama daha ilk sayfada bu hikayenin kendisinden ziyade sevdiği insanlara ait olduğunu ama onlar arasında yaşadığı için kendi hikayesinin de onlarınki ile başladığını belirtiyor. Daha ilk sayfada ilk paragrafı ile beni kendine çekiyor kitap. Olaylar Peyami’nin annesinin amca oğlu Cemal’in yanlarına gelmesiyle başlıyor daha sonra aralarına İhsan ve İzmir’in işgali ile kocasını, oğlunu kaybeden Cemal’in kardeşi Ayşe katılıyor. Zaten kitapta gelişen olaylar da İzmir’in bir simgesi haline gelen Ayşe’nin etrafında gelişiyor. Mister Cook ile konuşmasından sonra delikanlılar ona kılıçlarını adıyor ve “Her azamız kopuncaya kadar İzmir yolunda kılıcımızı kınına koymayacağız.” diyorlar. İhsan daha ilk görüşte aşık oluyor Ayşe’ye. İhsan aşkını bir yangın gibi içinde büyütürken Peyami onun aksine sessiz sadece kendinin göreceği bir aşk yaşıyor. Kurtuluş savaşını, o dönemi hatta o cepheyi yaşamış olan Halide Edib o kadar güzel anlatıyor ki. Sadece savaşı, değil bir milletin bağımsızlığı için hem içindeki hem dışındaki düşmanlarla mücadelesini okumuyoruz aslında o mücadeleyi verenlerin arkadaşlıklarını, sevgilerini, çaresizliklerini, korkularını hissettikleri tüm duyguları tadıyorsunuz. Okurken birçok yerde tüylerim diken diken oldu özellikle son sayfalarda gözlerim dolu dolu okudum. Can yayınları kitabın dilini ve üslubunu korumak istediği için sadeleştirme yapmamış ama her sayfanın altında kelimenin anlamlarına yer vermiş. Bu okumayı biraz yavaşlatsa da Halide Edip o kadar güzel yazmış ki başladıktan sonra bu bile sizi engellemiyor.
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınevi · 201430,3bin okunma
4/10
·416 syf.··
2020 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2020 20:58
Kitabın arka kapağında tanıtım yazısını okuduğumda konusu beni hem heyecanlandırmış hem de merak ettirmişti. Bambaşka hayatları olan Sandra'nın ve Julian'ın hayatlarının nasıl kesiştiğini ve beraber maceralara atıldığını okuyoruz. Kitap iki kahramanın ağzıyla yazılmış ki bence bu çok iyi olmuş hem kahramanların bakış açısı ile okuyoruz kitabı hem de olaylar daha anlaşılır oluyor bizim için. Kitap beklemediğim kadar yavaş ilerledi. Özellikle ilk sayfalarda bırakmayı bile düşündüğüm oldu sonlara doğru biraz daha toparladı neyse ki. Kitabın başlarındaki yavaşlığın aksine sonu ise alelacele yazılmış gibiydi. Yazar bir 10 sayfa daha yazsaydı da keşke daha güzel bağlasaydı sonu diye düşünüyorum. Aslında kitabın konusu ve yola çıktığı fikri çok sevdim. Yalnızca yazarın olayları bağlama şekli pek hoşuma gitmedi. Bunu yalnızca kitabın sonu için değil geneli için de söyleyebiliriz. Kitapta olay olmayan bölümlerde gereksiz ayrıntılarla çok boğuluyor aksine olayların olduğu bölümlerde her şey bir o kadar acele gelişiyor. Bunu da en çok kitabın finalinde görüyoruz. Toparlayacak olursam büyük beklentiler ile okunmazsa kafa dağıtmak için güzel bir kitap. Ama eğer okuyacaksanız büyük bir heyecan veya çok güzel işlenmiş bir olay kurgusu beklemeyin.
Limon Yapraklarının KokusuClara Sánchez · Pegasus Yayıncılık · 2013501 okunma
Büyük Umutlar
7/10
·420 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2020 11:08
Okumadan önce internette baktığım yorumlarda biraz sıkıcı ve yavaş ilerliyor gibi eleştirileri okuyunca gözüm korkmuştu açıkçası biraz. Ama kitabı hiç sıkılmadan okudum diyebilirim. Kitabın ilk yarısında temposu biraz daha yavaş ilerliyor ama ikinci yarısında bu yavaşlıktan eser yok! Özellikle klasik kitap okumayı sevenlerin sıkılacağını düşünmüyorum. Kitap kahramanımız Pip'in hayatını anlatıyor diyebiliriz. Pip büyük umutları olan ama elinde bir fırsatı olmayan bir çocuk. Hayatı düz bir çizgide ilerlerken beklemediği bir anda hayatına çok farklı kişiler, çok farklı düşünceler giriyor ve tabiki kahramanımız yeni maceralar yaşıyor. Kitabı okurken Pip'in hayallerini, acılarını, umutlarını siz de sahipleniyorsunuz onun korkusunu, aşkını, dostluğunu siz de hissediyorsunuz. Kitabın başlarında küçük bir çocuk olan Pip'in son sayfada nasıl bir genç adam olduğuna tanıklık ediyorsunuz. Beni bu kitapta en çok etkileyen şey ise kahramanımızın umutsuz aşkıydı. Aslında onun da hayatını şekillendiren, onu olduğu kişi haline getiren şey de bu aşktı. Spoiler vermemek için fazla bir şey yazmak istemiyor ve Pip'in sözleri ile bitiriyorum : " Onu sevmek akıl harcı değildi. Onu sevmek delilikti, üzüntüydü, bedbahtlıktı, onu sevmek ümitsizlikti, budalalıktı. Bütün bunları bilmek ona karşı duyduğum sevgiyi zerrece eksiltmiyordu. Kusursuz bir melek olduğuna inansam onu ancak bu kadar sevebilirdim."
Edebiyat
Büyük UmutlarCharles Dickens · Yason Yayıncılık · 201518,5bin okunma