Medeniyet pırıltılarıyla gözlerimizi kamaştıran en büyük zannettiğimiz milletlerde bile "eşitlik, adalet, kardeşlik" üç temel ayağı üzerine kurulmuş görülen insan hakları zırhının pek yufka, adeta açık kalmış yerleri, iyileşme çaresi keşfedilememiş acı veren yaraları vardır.
Gizlenen hastalığın çaresi bulunmaz. Bu dertler her neyse meydana dökülmelidir.
Asırlardan beri bu yaralar hep gizli gizli işlemiş, bunları açığa çıkarmaya cesaret gösteren insanlığın büyükleri zindanlarda inlemiş veya ölüm yerlerine sürüklenmiştir.
Büyük bir filozof, insanların hepsi tarafından değilse de büyük bir kısmınca anlaşılabilecek şekilde maksadını ifade edebilir. Lakin bazı hakikatler vardır ki insan kitlelerinin hepsinin bunları anlaması, medeni toplumların bugün-kü yönetim tarzına göre bu dünyanın altını üstüne getirir. Bu hakikatler, şimdilik onları anlayıp da gizli yönlerini hazmedebileceklerin arasında neredeyse sır olarak dolaşıyor. Herkesçe henüz pek bilinmez. İşte bu sebeple bazı hakikat-ler, bir nevi seçkinlerin diliyle yazılıp söyleniyor...
Allah vergisi şeyler de, çalışılarak kazanılanlar da basitten karmaşığa doğru çeşitli derecelerdedir. Bir insanıkâmilin deneyim ve araştırmalarının mahsulü olan felsefi bir kavramını tabii herkes anlayamaz.