... neredeyse kırkına varmıştı. Bu, erkeklerin en aklı başında olduğu çağdı. Bu yaşta, artık genç kızların kendileriyle aşk için evlenebilecekleri hayaline kapılanlar pek azdır. Bu hayali, avunmak için yaşlılığımıza saklarız.
Ne var ki, bazen imparatorluk basbayağı kötü talihin mağ-duru oldu. Talihsizlik çoğu kez göz ardı edilen ama iklim olay-larının kaotik dramında her zaman rol oynayan tarihsel bir et-kendir. Küçük Buzul Çağı'nın en kötü evreleri sıklıkla Osmanlı-ların en kritik savaşlarının en duyarlı anlarında ülkeyi vurdu. 1590'ların Büyük Kuraklık döneminde öngörülebilir mahsul kaybını, o kadar kestirilebilir olmamakla birlikte aynı ölçüde feci sonuçlar doğuran sığır ve koyun vebası izledi. Kuşaklar boyunca kaderine razı olmuş Anadolu köylülüğü birdenbire patlayarak şiddetli bir ayaklanmaya girişti; her ne kadar bun-da kışkırtmanın payı olsa da.
Dolayısıyla krizi idare etme konusunda Osmanlıları yar-gılamamız doğru olsa da, aşırı sert bir yargılama haksızlık olabilir. Sonuçta, kartlar dağıtılırken imparatorluğa ve uy-ruklarına zor bir el gelmişti. Belki kartlarını daha ustalıkla kullanabilirlerdi; ama dönüp geriye baktığımızda şansın yan-larında olmadığı besbelliydi. Osmanlılar bahse daha dikkatli de girebilirlerdi; ama daha sonra hangi kartları çekeceklerini bilmelerine imkân yoktu.
Küçük Buzul Çağı'nın etkisini kavramak bizi Osmanlı "gerilemesi"ne ilişkin güncel tartışma-yı yeniden düşünmeye yöneltir. İmparatorluğun 17. yüzyıldaki sorunlarını sırf eski kurumların bozulmasına ya da yükselen bir Avrupa'nın sıkıştırmalarına bağlamak artık savunulabilir bir şey değildir. Öte yandan, bu yıllardaki Osmanlı krizlerinin derinliğini, imparatorluğun yeni bir evreye geçişinin doğum sancılarından ibaret sayıp küçümseyemeyiz. Uzun 17. yüzyıl-da Osmanlıların büyük çoğunluğu için asıl gerçeklik, impara-torluk ahalisinin hatırı sayılır bir kesimini yok eden kuraklık, dondurucu kışlar, hasat kıtlıkları, şiddet, açlık ve hastalıktı. Şimdi küresel ısınmayla karşı karşıya olan bir dünyada, insan ilişkilerinde iklim değişiminin önemi herhalde rahatça görüle-cek kadar açık olmalı; her on insandan belki sekizinin sonraki mevsimin hasadı için kararlı bir iklime bağımlı olarak yıldan yıla yaşam mücadelesi verdiği bir dönemi ve yeri inceleyen ta-rihçiler arasında bunun göz ardı edilmesi daha da dikkat çe-kicidir.