Porty X

"İktidar ve şahsi mevki yarışı, bütün insanların karakterini mahvediyor gibi. Onurunu koruyan tek yaratığın kayıtsız bir şe-kilde kendi toprağında oturan insan olduğuna inanıyorum; onun entrika çevirmeye ya da mücadele etmeye ihtiyacı yok - zira güzel bir hava için entrika yapmanın yararı yok."
Sayfa 184 - Max Hoffmann, Alman General·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çarlık Rusyası ölürken..
İngilizler Rusya'nın arka kapısını açmaya gayret ederken, Alman güçleri de direnişi büyük ölçüde kapalı Çanakka-le Boğazı'ndan ancak yabancıların ikmalleriyle telafi edilebilecek mühimmat eksikliği nedeniyle çökmekte olan Rusya'yı hırpalıyor-du. Bu durum ve sonuçları Rusya'nın en güçlü rakibi tarafından büyük bir dikkatle kavranmıştı. Hoffmann, 1915 yılının sonbaha-rında Almanya'nın Rusya'ya karşı giriştiği harekâtların başarısının "Çanakkale Boğazı'nın sıkıca kapalı" tutulmasına bağlı olduğunu vurgulayarak açıklamıştı. Çünkü "Ruslar buğdaylarını ihraç ede-cek ya da savaş malzemesi ithal edecek hiçbir yol olmadığını gö-rürlerse, ülkede yavaş yavaş bir çöküş olurdu."
Sayfa 183·Kitabı okudu
İstilacılar Çanakkale'de ilerleyemiyor...
Çanakkale Boğazı. Kitchener 2 Ocak 1915'te Büyük Dük Nikolay'dan Kafkasya'dakı Rus ordusunun üzerindeki Türk baskısını hafifletecek bir şaşırtma harekâtı için bir teklif aldı. Kitchener asker temin edemedi ve Çanakkale Boğazı'nda deniz kuvvetleriyle bir güç gösterisi yapılmasını tavsiye etti. Churchill ise, daha kapsamlı stratejik ve ekonomik konuları göz önüne alarak, bu projenin Çanakkale Boğazı'nı zorlayacak şekle do nüştürülmesini önermişti. Churchill'in deniz danışmanları, pek hevesli olmamakla birlikte öneriye karşı çıkmadılar. Çanakkale bölgesinde bulunan Amiral Carden, telgrafa cevaben mustahkem mevkilerin sistemli olarak imha edilmesini ve mayınların temiz lenmesini öngören bir plan arz etti. Esas olarak eski gemilerden oluşan donanma, Fransızların katkılarıyla bir araya getirildi ve hazırlık bombardımanından sonra 18 Mart 1915'te boğaza girdi. Bununla beraber serseri mayınlar birkaç gemiyi batırdı ve bu te-şebbüsten vazgeçildi. Çanakkale Boğazı'na girişilen harekâtın hemen tekrarlandığı takdirde başarılı olmayacağına ilişkin görüş tartışmalıdır, çünkü Türk müstahkem mevkilerinde cephane tükenmişti ve böyle du rumlarda mayın engelinin üstesinden gelinebilirdi. Fakat yeni do-nanma komutanı Amiral de Robeck, askeri yardım gelmedikçe ha-rekâta girişmemeye karar verdi. Zaten bir ay önce Savaş Konseyi müşterek bir taarruza karar vermiş ve lan Hamilton komutasında askeri kuvvet göndermeye başlamıştı. Fakat yetkililer yeni projeyle ilgilendikleri için, onlar da gerekli birliklerin sevkinde gecikiyorlar-dı. Hatta yetersiz miktarda sevk edildiklerinde bile, İskenderiye'de taktik harekata uygun bir şekilde ulaşım araçlarına dağıtılmaları birkaç hafta daha gecikmeye neden oluyordu. Hepsinden kötüsu bu beceriksiz hareket tarzı, neredeyse ele geçirilmesi imkânsız olan
Sayfa 180·Kitabı okudu
Batı cephesinde değişen bir şey olmayınca hedef İstanbul
İngiliz hükümeti Fransa'daki siperlerin cephe taarruzlarıyla zapt edilemeyeceğini düşünüyordu. Hükümet, yeni ordulardaki askerlerin boşa harcanmasına şid-detle karşı çıkmıştı ve aynı zamanda Rusya'nın çökme tehlikesi karşısında da artan bir endişe duyuyordu. Bu görüşler Churchill, Lloyd George ve 2 Ocak 1915 günü John French'e mektup yazan Kitchener'ın ortak görüşleriydi: "Fransa'daki Alman siperleri tam anlamıyla taarruz icra edilemeyen ve tam anlamıyla abluka altı-na alınamayan kaleler olarak düşünülebilir. O halde bu mevziler karşısında savunabilecek başka kuvvetler bırakılarak, asıl harekât başka yerlerde yürütülebilir." Lloyd George hem Sırbistan'ın imdadına koşmak hem de düş-man ittifakının geri bölgesine taarruz etmek için İngiliz birlikleri-nin büyük bir kısmının Balkanlar'a sevk edilmesini savunuyordu. 1 Ocak tarihli muhtırasında Selanik ya da Dalmaçya kıyılarını harekât üssü olarak teklif etmişti. İlginçtir ki aynı gün Galliéni, Yunanistan ve Bulgaristan'ı İtilaf Devletleri'ne katılmasını cesaret-lendirecek kadar kuvvetli bir orduyla İstanbul üzerine yürümek amacıyla yapılacak bir çıkarma harekâtını, başlama noktası Sela-nik olacak şekilde Fransız hükümetine önermişti. İstanbul'un ele geçirilmesini, Avusturya-Macaristan içlerinde Tuna Nehri'ne ka-dar uzanan Romanya ile birlikte yürütülen bir diğer harekât takip edecekti. Franchet d'Esperey de benzer görüşler ileri sürdü. Ancak erken bir müttefik yarma taarruzu konusunda kendilerinden çok emin olan Batı Cephesi'ndeki komutanlar, ulaşım ve ikmal zor-luklarına dikkat çekerek ve Almanya'nın bu tehdidi karşılamak için birliklerini kaydırabilmedeki rahatlığı konusu üzerinde ısrar ederek herhangi bir seçeneğe şiddetle itiraz ettiler. İddiaları güç-lü olmakla birlikte, askeri tarihin "en uzun yol çoğu kez en kısa
Sayfa 178·Kitabı okudu
Eğer öneri kabul olsa İskenderun Geçilmez denecekti belki de
Ocak 1915'te Kitchener, İskenderun Körfe-zi'ne çıkarma yapmak suretiyle Türkiye'nin başlıca doğu ulaştırma hattını kesmeyi planlayan bir başka öneride bulundu. Hindenburg ve Enver'in savaş sonrasında yaptıkları yorumlar bu planın Türki-ye'yi nasıl felce uğratmış olabileceğini göstermektedir. Bununla be-raber bu proje pek yaygın bir ilgi görmedi ve kısmen Churchill'in stratejik sezgisinden ve kısmen koşulların baskısından dolayı yeri-ni bir başka plana bıraktı. Bu plan, hakkında çok şiddetli anlaşmazlıkların mevcut oldu-ğu ve sadece Churchill'e atfedilmesi bazı eleştirmenlerce tartışma konusu yapılan Çanakkale Seferi'ydi. Bu bizzat Falkenhayn'ın kanaatiyle cevaplanmıştır: "Akdeniz ve Karadeniz arasındaki İstanbul ve Çanakkale boğazları İtilaf Devletleri'nin trafiğine daimi olarak kapatılmasaydı, savaşın başarılı gidişatı hakkındaki bütün umutlar önemli ölçüde azalacaktı. Rusya askeri başarıdan daha emniyetli bir durum arz eden tecrit edilmiş konumundan kurtul-muş olacaktı... Er ya da geç bu devin gücü kendiliğinden felce uğ ramak zorunda kalacaktı." Hata planda değil, planın icrasındaydı. Şayet İngilizler harekâtın sonunda azar azar kullandıkları birlik-lerini başlangıçta çıkarmanın taktik koşullarına uygun oranlarda kullanmış olsalardı, Türk kaynaklarında da açıkça görüldüğü gibi, bu çabaları zaferi taçlandırmış olacaktı.
Sayfa 178·Kitabı okudu