Porty X

"Dil bilgisinde isim diye bir kavram olduğuna inanmayan bir antropoid, savını ifade etmek için isimsiz, sıfatsız ya da fiilsiz bir dil geliştirmek zorundadır. Duyusal algılamanın geçerliliğine inanmayan sihirbaz doktor, bunu duyusal algılarla topladığı bilgiler olmadan yapabilir mi? Mantığın varlığını kabullenmek istemeyen bir kafatası avcısı, tezini mantık kullanmadan kanıtlayabilir mi? Gökdelenlerin ellinci kattan sonraki kadarının temele ihtiyacı olmadığını ileri süren bir pigme, bırakın kendi binasının altındaki dayanağı çeksin, sizinkini değil. İnsan aklının özgürlüğünün bir sanayi uygarlığı yaratmak için gerekli olduğunu ama şimdi artık buna ihtiyaç kalmadığını söyleyen yamyama, üniversitede ekonomi kürsüsü verileceğine bir ok başı ile bir ayı postu verilsin. "Sizi gerisingeri karanlık çağlara götürdüklerini mi düşü-nüyorsunuz? Onlar sizi tarihin hiç görmediği kadar karanlık bir çağa götürüyorlar. Onların amacı bilim öncesi çağa dönmek değil, konuşma öncesi çağa dönmek. İnsanın aklının, hayatının ve kültürünün bağlı olduğu kavramı elinizden almak istiyorlar.
Sayfa 509·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Socrates'i ağlatmak..
"Biz hiçbir şey bilmediğimizi biliyoruz,' diye gıdaklarlarken, bilme iddiasında bulunduklarını görmezden geldiler. 'Mutlak diye bir şey yoktur,' derken, bir mutlak ilan ettiklerini anlama-dılar. 'Var olduğunu ve bilince sahip olduğunu kanıtlayamazsın' diye gıdakladılar, kanıt denilen şeyin ön şartlarının var olmak, bilinçli olmak ve karmaşık bir bilgi zincirine sahip olmak oldu-ğunu unuttular. Burada bilinecek bir şeyin varlığının, onu bilecek bir bilincin ve kanıtlanmış ile kanıtlanmamış gibi kavramların arasındaki farkı ayırt edebilen öğrenilmiş bilginin şart olduğunu anlamadılar. "Konuşmayı öğrenmemiş bir vahşi, varoluşun kanıtlanması gerektiğini ilan ettiğinde, onun var olmama yoluyla kanıtlan-masını bekliyordur.
Sayfa 508·Kitabı okudu
Hanimiş bizim politik cambazlarımız
Bir yandan çalıntı servetle beslenirken diğer yandan çalıntı kavramlarla akıllarını desteklediler ve dürüstlüğün, çaldığınızı kabullenmemek olduğunu ilan ettiler.
Sayfa 507·Kitabı okudu
"Balta girmemiş ormandan fırlayan vahşiler gibi bizim New York'umuzun Beşinci Caddesi'ne sıçrayan, sokak ışıkları kalsın ama jeneratörler gitsin diyen sizler! Bizi yok ederken kullandığınız servet bizim servetimiz, bizi lanetlerken kullandığınız değerler bizim değerlerimiz, aklı inkâr ederken kullandığınız dil bizim dilimiz. "Manevi mistikleriniz nasıl cenneti dünyaya benzer biçimde yarattı da yalnızca bizim varlığımızı eklemekten kaçtıysa ve size maddesizlikten mucizeyle oluşacak ödüller vadettiyse, bedenin çağdaş mistikleri de bizim varlığımızı unuttu, size maddenin sebepsiz olarak kendi kendini biçimlendirdiği bir cennetle, akılsız kafalarınızın arzulayacağı ödülleri vadetti. "Yüzyıllar boyunca manevi mistikler varlıklarını bir korunma düzeni sayesinde sürdürdü... O düzen, dünyadaki hayatı dayanılmaz hale getirmek, sonra sizden avuntu ve rahatlama karşılığında parı sızdırmak, varoluşu mümkün kılacak tüm değerleri yasaklamak, sonra sizin suçluluğunuza binerek gitmek, üretimi ve zevki günah ilan etmek, sonra günahkarlardan şantaj parası toplamaktı. Biz, akıldan yana olan insanlar, onların inancının isimsiz kurbanları durumuna düştük. Oysa biz onların manevi kodunu yıkmaya, mantık günahının lanetini taşımaya istekliydik. Onlar dileklerde bulunup dualar ederken biz düşünerek hareket ettik. Ahlaki ne-denlerle suçlanıp dışarı itildik. Yaşamak bir suç oldu, biz hayat kaçakçısı sayıldık, bu arada onlar, maddesel açgözlülüğe kaş çatan bir ahlaki şatafat içinde, yok olanların ürettiği ürünleri fedakâr bir iyilikseverlikle saçıp dağıtmaya yöneldi. "Şimdi artık bizi zincire vurdular, bize günahkar kimliği bile tanımadılar, bizim var olmadığımızı iddia eden vahşiler...
Sayfa 507·Kitabı okudu
Size bilmesini, konuşmasını, üretmesini, arzu etmesini, sevmesini biz öğrettik. Mantığı terk eden sizler... eğer mantığa bağlı kalan bizler olmasaydık isteklerinize ulaşamaz, hatta neyi isteyeceğinizi bile bulamazdınız. Dikilmemiş giysileri, üretilmemiş otomobili, icat edilmemiş parayı bilip isteyemez, karşılık olarak var olmayan tanrıları, bir şey yaratmamış insanlarca yaşanmamış hayranlıkları, ancak düşünme kapasitesini koruyanlara ait olan sevgiyi, seçmeyi, değer vermeyi öneremezdiniz.
Sayfa 506·Kitabı okudu