Porty X

Var olmayanın var olanı yönetmesi; sıfır'ın hükümranlığı
Sizin boğmaya çalıştığınız bağlantılar, sebep sonuç ilişki-leridir. Yenmeye çalıştığınız düşman da sebep sonuç kanunudur. Bu kanun mucizelere yer vermez. Sebep sonuç kanunu, kişiliğin eyleme uygulanışıdır. Tüm eylemleri kimlikler yapar. Eyleme sebep olan ve onu saptayan da eyleme geçen kişiliklerin doğasıdır. Hiçbir şey kendi doğasıyla çelişkili olamaz. Bir kimlik tarafından girişilmemiş eylem, sıfır tarafından yapılmış olur, bu da sıfırın bir şeyi kontrol etmesi anlamına gelir. Kimlik olmayan bir şeyin, bir kimliği kontrol altına alması, var olmayanın var olanı yönetmesi olur. İşte sizin öğretmenlerinizin istediği evren budur, sebepsiz eylem doktrininin sebebi budur, mantığa isyan etmelerinin mantığı budur, onların ahlak düzeninin, politikalarının, ekonomilerinin amacı budur. Bu, onların uğrunda mücadele ettikleri idealdir: sıfırın hükümranlığı. "Kimlik kanunu hem pastanızı yiyip hem de onu el değmeden tutmanıza izin vermez. Sebep-sonuç kanunu da pastanız olmadan onu yemenize izin vermez. Ama her iki kanunu aklınızın boşluk-larında boğarsanız, o zaman kendi pastanızı bugün, benimkini de yarın yemeye hakkınız olduğunu iddia edebilir, pastaya sahip olmadan önce onu yemek gerektiğini, hatta pişirmeden önce yemek gerektiğini vaaz edebilir, üretimin yolunun tüketmekle başladığını, isteyen herkesin istediği şey üzerinde eşit hakkı olduğunu çünkü hiçbir şeyin hiçbir şeyden kaynaklanmadığını ileri sürebilirsiniz. Maddede sebepsizliğin karşılığı, ruh alanında hak edilmeyendir. "Sebep sonuç kanununa karşı ne zaman isyan etseniz, amacı-nız sahte bir istektir, o kanundan kurtulmayı değil, daha kötüsü, onu ters yüz etmeyi amaçlıyorsunuz demektir. Hak edilmemiş bir sevgi istiyorsunuzdur; sanki bir etki olan sevgi, size kişisel değeri, yani sebebi verebilirmiş gibi. Hak edilmemiş
Sayfa 504·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Ne zaman görmeyi, düşünmeyi reddetme kötülüğünü iş-lediyseniz, ufacık bir isteğinizi mutlak olan gerçeklikten muaf kılmaya çalıştıysanız, ne zaman kendinize, 'Şu çaldığım biskü-vileri ya da Tanrı'nın varlığını mantığın yargısından çıkarayım, bir tek bu kaprisim için mantıksız olayım, ondan sonra başka her şeyde mantıklı olacağım,' dediyseniz, bilincinizi çarpıtmış, aklınızı yozlaştırmışsınız demektir. Aklınız o zaman, gizli bir yeraltı dünyasından emir alan, komployla düzenlenmiş bir jüri gibi olur, yargıları kanıtları çarpıtıp kendi dokunamadığı bir mutlağa uydurmaya çalışır. Sonuçta ortaya sansürlü bir gerçeklik çıkar. Bu bölünmüş gerçeklikte, sizin görmek istediğiniz bazı parçalar, görmedikleriniz arasında yüzer durur, onları bir arada tutan da zihnin düşünceden bağımsız
Sayfa 504·Kitabı okudu
"Tanrının sesi/Aklınızın Cesedi"
Dürüst bir adam, arzulayacağı şeyi tanımlamadan onu istemez. 'Bu şey böyledir, onu bu yüzden istiyorum,' der. Onlarsa, 'İsti-yorum, o halde öyledir,' diyorlar. "Varoluş ve bilinç önermesini hileyle atlatmak istiyorlar. Bi-linçlerinin varoluşu algılama aracı değil, onu yaratma aracı olması için çabalıyorlar. Varoluş onların bilincinin nesnesi değil, öznesi olsun istiyorlar. Kendilerine benzer halde yarattıkları o Tanrı olmak istiyorlar. Evreni boşluğun içinden, rastgele bir güdüyle yaratmış olan Tanrı... Ama gerçekliğe hile işlemez. Elde ettikleri, arzularının tam tersi olmaktadır. Onlar varoluşun üzerinde, tüm kuvvetleri elinde toplayan bir gücü isterken, bilinçlerinin gücün-den de olmaktadır. Bilmeyi reddetmekle, kendilerini sürekli bir bilinmezin dehşetine mahkûm etmektedirler. "Sizi onların inancına doğru çeken o mantık dışı istekler, sizin idol diye taptığınız içinizdeki duygular, sunağına dünyayı kurban ettiğiniz o karanlık, tutarsız ihtiras, Tanrı'nın sesi ya da salgı bezlerinizin emri diye kabul ettiğiniz o güdü, sizin aklınızın cesedinden başka bir şey değildir. Mantığınızla çelişen bir duygu, açıklayamadığınız ve kontrol edemediğiniz bir duygu, aklınıza onarma izni vermediğiniz o bayat şeyin iskeleti olabilir ancak.
Sayfa 503·Kitabı okudu
Eğer geceyi hayat kadınlarıyla yatarak geçirdiyseniz değerli bir koca değilsiniz; ertesi sabah karınıza ne büyük sevgi hissederseniz hissedin, bu gerçek değişmez.
Sayfa 503·Kitabı okudu
Bugünün materyalist, kär peşinde koşan dünyasında, insanı bir kilometre uzağa taşıyabi-lecek demiryolunu kurabilmek büyük bir zekā, tutarlılık, enerji beceri gerektirmektedir. Onların materyalist olmayan, kär dışı dünyasındaysa canları istedikçe bir gezegenden ötekine yolculuk yapabileceklerdir. Dürüst biri çıkıp da onlara, 'Nasıl?' diye sorarsa gücenmiş gibi davranır, nasıl sözcüğünün banal realistlere göre bir kavram olduğunu, üstün ruhların buna, 'Bir şekilde diye cevap ve kârla sınırlı olan bir evrende. ödüller düşünceyle kazanılır. Bu tür kısıtlamalardan kurtulmus vereceğini söylerler. Maddeyle bir evrendeyse ödüllere istemekle ulaşılabilir. "Iste onların o derme çatma sırrı da bundan ibarettir. Tüm ezoterik felsefelerinin, tüm diyalektiklerinin ve üstün duygularının, kaçamak bakışlı gözlerinin ve uğuldayan kelimelerinin sırrı budur. Uğrunda uygarlıkları, lisanları, sanayileri, hayatları yıktıkları, kendi gözlerini, kulak zarlarını deldikleri, duyularını sindirip akıllarını boşalttıkları sır budur. Mantığın, aklın, maddenin, varoluşun ve gerçeğin mutlaklarını bu uğurda eritmektedirler. Hepsinin amacı, o plastik sisin üzerine bir tek kutsal mutlak dikmektir: kendi istekleri. "Kurtulmaya çalıştıkları sınırlama, kimlik kanunudur. Ara-dıkları özgürlük ise ne kadar patırtı çıkarırlarsa çıkarsınlar, A'nın yine de A olarak kalacağı gerçeğinden kurtulmaktır. Yani ne kadar acıkmış olurlarsa olsunlar, dereler onlara süt getirmeyecek, sular tepenin yamacından yukarı doğru akmayacak ve bundan beklenebilecek yararları sağlamayacak, o suları gökdelenlerin te-pesine çıkarmak istiyorlarsa bunu ancak düşünce ve emek sonucu yapabileceklerdir. O sürecin içinde bir santim boyundaki boru bile bir önem taşırken, onların duygularının hiçbir ehemmiyeti yoktur çünkü duyguları evrendeki
Sayfa 502·Kitabı okudu