Porty X

Sizin düzeninizin savunduğu fedakârlık, gidermeye çalış-tığı yozluktan daha yoz. Size fedakârlığınızın amacının sevgi olduğunu söylüyor... yani her insana karşı hissetmeniz gereken sevgi. Manevi değerlerin maddi değerlerden daha yüce olduğunu savunan bu ahlak, vücudunu her erkeğe ayrımsız veren fahişeyi kınayan bu ahlak, sizden herkesi ayrımsız sevmenizi talep ediyor. "Sebepsiz servet nasıl olamazsa, sebepsiz sevgi de hatta se-bepsiz başka türlü duygu da olamaz. Duygu, bir oluşa, bir gerçeğe cevaptır, sizin standartlarınızın dikte ettiği bir değerlendirmedir. Sevmek, değer vermek demektir. Değer ölçmeden değer vermenin mümkün olduğunu, değersiz bulduğunuzu sevmenin mümkün olduğunu söyleyen insan, size üretmeden tüketerek zenginleşmenin mümkün olduğunu, kâğıt paranın altın kadar değerli olduğunu söyleyen insanın ta kendisidir.
Sayfa 498·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"İhtiyacı bir talep olarak gören ahlak düzeni, kendine standart larak boşluğu, yokluğu benimsemiş demektir. Bir yokluğu, bir kusuru ödüllendirmektedir. Zaafı, yetersizliği, beceriksizliği, acı çekmeyi, hastalığı, felaketi, hatayı, kusuru... yani sıfırı. "Bu talepleri ödeyecek hesapları kim sağlıyor? Sıfır olmadık-ları için lanetlenenler. Onların her biri, ileri sürülen idealden ne kadar uzaksa o kadar katkıda bulunuyor hesaba. Tüm değerler İyiliklerin ürünü olduğuna göre sizin iyi eylemleriniz de cezanıza temel oluşturuyor, buna karşılık kusurlarınız, kazancınızın ölçüsü oluyor. Sizin düzeniniz, rasyonel insanın kendini mantıksızlar uğruna feda etmesini, bağımsızın asalaklara feda edilmesini, dü-rüstün dürüst olmayana, adil olanın olmayana, üretici insanın hırsız talancılara, tutarlı kişinin kaypaklara, özsaygılı olanın da burnunu çekip duran nevrotiklere feda edilmesini talep ediyor. Çevrenizde gördüklerinizin gaddarlığına mı şaşıyorsunuz? Esas değerlere ulaşmış insan sizin ahlak düzeninizi kabul etmez, düzeni kabul eden de bu değerlere ulaşamaz. "Fedakârlık ahlakında ilk feda ettiğiniz şey ahlak, ikincisi de özsaygıdır. İhtiyacı bir standart haline getirince her insan hem kurban hem de asalak durumuna düşer. Kurban rolünde, çalışıp çabalayıp başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır, kendisini de tüm ihtiyaçları başkaları tarafından karşılanacak bir asalak durumuna düşürmektedir. Diğer insan kardeşlerine ancak iki utanç verici rolde yaklaşabilir, ya dilenci olacaktır ya da kan emici. "Cebinde sizinkinden bir dolar eksik parası olan adamdan korkarsınız. O dolarınız onun hakkı sayılır. O adam kendinizi ahlaksız gibi hissetmenize yol açar. Sizden bir dolar fazla parası olandan da nefret edersiniz. O dolar sizin hakkınızdır. Bu adam sizin içinizde, ahlaken
Sayfa 497·Kitabı okudu
"Ben kazanılmamış şeyi kabul etmeyen biri olarak, ne değeri ne de suçluluğu hak etmedikçe kabullenmeyen biri olarak, hep kaçındığınız soruyu size sormak için buradayım. Neden kendinizin değil de başkalarının mutluluğuna hizmet etmek ahlaka uygun hareket etmek oluyor? Eğer zevk almak bir değerse, neden başkaları zevk alınca bu, ahlaka uygun oluyor da siz zevk alınca ahlaksızlık oluyor? Eğer pasta yemek bir değerse neden sizin midenizdeyken ahlaksızlık oluyor da başkalarının midesindeyken ahlaklı oluyor? Neden sizin arzunuz kötü de başkalarınınki iyi? Ürettiğiniz bir şeyi muhafaza etmek neden kötü de onu başkalarına vermek iyi? Ayrıca sizin o şeyi saklamanız ahlaksızlıksa, verdiğiniz zaman başkalarının kabul etmesi neden ahlaksızlık olmuyor? Verirken siz bencillikten, kötülükten uzaklaşıyorsunuz da onlar alırken bencil ve kötü olmuyor mı? Sevaba girmek, günahlara hizmet anlamına mı gelir? İyilerin ahlaki amacı, kendilerini kötüler uğ-runa yok etmek midir? "Kaçındığınız cevap, o canavarca cevap belli: Hayır, alanlar kötü değil, yeter ki verdiğiniz şeyi hak etmiş olmasınlar. Eğer onu kendileri üretemiyorsa, hak edemiyorsa, karşılığında size bir şey veremiyorsa, o zaman o verdiğinizi kabul etmekle ahlaksız olmuyorlar. Onu alıp zevkini çıkarabilirler, yeter ki bunu almaya hakları olmasın. "İşte sizin inancınızın gizli çekirdeği bu. Çifte standardınızın öbür yarısı şöyle: kendi çabanızla yaşamak ahlaksızlık olurken başkalarının çabasından geçinmek ahlaklılık oluyor. Kendi ürettiğinizi tüketmek ahlaksızlık ama başkalarının ürettiğini alıp tüketmek ahlaka uygun. Kazanmak ahlaksızlık ama asalaklık ahlaklı. Üreticilerimizin var oluşunu haklı gösteren şey, asalakların varlığı. Ama asalakların varlığı kendi başına bir amaç. Başarıdan kâr elde eden ahlaksız ama fedakarlıktan kâr
Sayfa 495·Kitabı okudu
Gördüğünüzü görmemiş gibi yapmak, dünyanızı hangi gizli düzenin yönettiğini bilmezlikten gelmek... Bunu biliyorsunuz. Açık bir ikrar olarak değil, içinizdeki karanlık bir tedirginlik olarak biliyorsunuz, bu arada suçlu suçlu hileler yaparak, adı anılmayacak kadar kötü bir ilkeyi istemeye istemeye uygulayarak geçip gidiyorsunuz.
Sayfa 484·Kitabı okudu
Maddenin kendi başına değeri olamaz, insan ancak insani arzuları tatmin ettiği ölçüde değer kazanır. Madde yalnızca insani değerlerin bir aracıdır, iyiliklerinizin ürettiği maddesel araçları hangi hizmet-lere harcamanız istendi? Sizin kötü diye nitelediğiniz şeye mi? Paylaşmadığınız bir ilkeye mi? Saygı duymadığınız bir insana mı? Kendi amacınıza ters bir amacın elde edilmesine mi? Eğer öyle değilse armağanınız, fedakârlık değeri kazanmayacaktır. "Ahlak düzeniniz size, maddesel dünyayı reddetmenizi, de-ğerlerinizi maddelerden ayırmanızı söylüyor. Değerleri maddesel formda ifade bulmayan bir insanın varlığı da ideallerine bağlı değildir. Eylemleri inançlarına ters düşer, o kişi ufacık bir iki-yüzlü olup çıkar. Ama sizin ahlak düzeninize itaat eden odur, değerlerini maddeden ayırmış olan da odur. Bir kadını sevip başka kadınla yatan adam, bir işçinin yeteneklerine hayran kalıp işe başka işçiyi alan adam, bir davaya inandığını söyleyip parasını başka bir davayı desteklemek üzere bağışlayan adam, zanaatta yüksek standardları benimseyip sonra çabasını eften püften ürünler üretmeye harcayan adam... İşte maddeyi reddedenler bunlardır. Bunlar ruhlarının değerinin maddesel gerçeğe dönüşemeyeceğine inanan insanlardır. "Şimdi bana, bu adamların reddettiği şeyin ruh olduğunu mu söyleyeceksiniz? Evet, tabii. Biri olmadan öteki olamaz. He-piniz madde ile bilincin ayrılmaz bir bileşimisiniz. Bilincinizden vazgeçtiğiniz anda hayvanlaşırsınız, bedeninizden vazgeçtiğiniz anda sahteleşirsiniz. Maddi dünyadan vazgeçen, onu kötülüğe teslim etmiş demektir. "Zaten sizin ahlak düzeninizin asıl amacı da budur, o kod sizden bu görevi beklemektedir. Zevk almadığınız şeylere ken-dinizi adayın, hayranlık duymadığınız şeylere hizmet edin, kötü saydığınız şeylere teslim olun, dünyayı başkalarının
Sayfa 492·Kitabı okudu