“ Sabah, akşam, cuma, pazar, hiç farketmiyordu İlyiç için. Bir an bile dinmeyen ağrılar, umutsuzca da olsa sönmeyen yaşama arzusu, korkunç ölüm ve hep aynı yalanlar... Bu durumda haftanın, günün, saatin ne değeri olabilirdi. “
“ Bu ölüm herkeste makam ve terfi değişikliği düşüncesi uyandırmasının yanısıra, tanıdığı biri ölen her insanda olduğu gibi, onlarda da gizli bir sevinç yarattı. Çünkü ölen kendileri değil de bir başkasıydı. “