Kendi hirasını arayan biri
De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?(Zümer-9)
Ben bir taşralı tecessüsüyle sürüklendiğim o gürültülü dünyadan, kitapların âsude inzivasına iltica ettim.
Cemil Meriç
Dr. Mavi de aynı fikirdeydi. İnsanlar varoluşlarını unuttuk- larında, hayatlarını, "Ben sadece diğer insanların olduğumu varsaydıklarıyım"a indirgiyorlardı. Yaşamakla değil, görünmek- le meşguldüler.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dr. Mavi, daha geçenlerde Theodore Zeldin'den okuduğu
bir paragrafı hatırladı. "İnsanların giderek artan bir yüzdesi, gökyüzünden onları seyreden atalarının neler düşüneceğini ya da tarih kitaplarında kendilerini için neler söyleneceğini değil, başkalarının onlar hakkındaki düşüncelerini dert ediyor; ey- lemlerinin, kendilerini tanıyan ve tanımayan kişiler tarafından her Allah'ın günü nasıl eleştirilip yargılanacağıyla ilgileniyor. Modern çağın kâbusu, kötü izlenim bırakmak. Modern çağın arafı, kişisel şöhret. Bir toplum kendisini ne ölçüde demokratik görürse, bu şöhret o ölçüde önem kazanır ve başkalarından ge- lecek en ufak eleştiriye duyulan korku o ölçüde saplantı haline gelir. Amerika'da yapılan bir anket, bütün korkular içinde en kaygı verici olanının bu korku olduğunu ileri sürüyor."
Saçlarının tarağın dişleri arasında düzene girmesi hoşuna gitmişti. Keşke hayatında da bir tarak bulsaydı da, arap saçına dönmüş hayatının üzerinde gezdirip onu bir şekle sokabilseydi! Kör düğüm olmuş yerleri de bir makas darbesiyle kestirip atabilseydi!
Hayat insan saçı gibi değildi. Öyle kesip atılamıyordu bir kenara
Kırmızı'nın elinde hayatın düğümlerini çözecek ne bir tarak vardı ne bir makas.