Burada özgürüz biz, tıpkı fırtınalı denizde salıverilmiş bir gemi gibi. Yanyanayız; özgürce dertleşiyoruz. Gürültü patırtıdan, ağlamalardan, inlemelerden uzağız. Bedenimizin son zerresi çözülüp dağılana kadar gözümüzle görüyoruz. O pislik içinde toprağa gömülmeyi hiç istemezdim doğrusu.
Alışırsın, alışırsın. Yeryüzünde ne umudumuz, ne beklentimiz vardı ki? Bir avuç masalla aldatıp duruyorduk kendimizi. Asla soran olmamıştı görüşümüzü; hep mahkûm kaldık.