"Bu ülkedeki halkın çoğunluğunun cahilliğine ve kabalığına tahammül göstermek, ayıp. Eğitimli, medeniyet kültürüyle aydınlanmış herkes için bir cinayet demek bu. Devlet, üst katlarındaki odaları geniş pencereli, yüksek tavanlı, alt katlardaki odaları ise kasvetli, havasız, basık, neredeyse tamamen penceresiz olan kulelere benzetmemeli kendini.
Halk kitlelerinin aydınlanmamışlığı en temelde devletin işlediği bir suçtur; onun kendini soyması, kendini yıkması, kendini aldatmasıdır.
Vahşi halklardan bahsederken onların sefil, aç ve ölmekte olduklarını çünkü topraklarının zenginliklerini kıllanmadıklarını söylüyorlar. Oysa en korkunç vahşilik ülkedeki her bir insanın fiziksel, zihinsel ve manevi gücünün kullanılmaması, bu hususta isteksizlik ve beceriksizliktir. En iyi, pahalı ağaçların milyonlarcasıyla dolu bir orman hayal edin. Eğer hiç kimse işlemez, korumaz ve temizlemezse bu ormanı, kime hayrı olur? En dev ağaçlar bile fırtınalarda yıkılır. Çürür. Çürüyen, yağmur suyunu kendine çeker. Orman bir bataklığa, sıtma yatağına döner. Değerli inşaat malzememizin yerine bataklık çamuru vardır şimdi.
Sağlıklı orman havası yerine yüzlerce kilometre boyunca leş kokusu yayılır. Büyük bir esenlik yerine büyük bir kötülük."