Toprak vardı, emek vardı ama ekmek hiç olmadı. Bütün ağızlar felsefe yaptı ama tüm felsefe bir ekmek olmaya yetmedi... Yetemedi...
''Rüzgarlıdır buralar, karanlıktır. deniz yağar karşı yakada, dedikodular yağmur olur damlar. ışıklar gözlere konar, martılar kafa siker. birbirini bulamayanlar ölür, bulanlar ölümü bekler. karınlar türküyle doyar, kafa yapmayan ne varsa gömülür. salgın hastalıklar kutlanır, küfürsüz bayram geçmez, balıksız sofra kurulmaz. neden bilmeden gülhane parkı'na yürürken bir bilmece gelir akla: "bir köprüden üç kişi geçmiş; biri yürümüş, görmüş geçmiş; ötekisi yürümeden geçmiş; üçüncüsü ne yürümüş ne görmüş; ama geçmiş
''Anlat bana'' dedim ''Ağır, ağır ilerliyor, herşey kopuk, ortada bir bütünlük yok'' dedi... Ne güzel söyledi. Eğer bir bütünlük yoksa ne güzel anlatmış öykü ve hikayeyi. Demiş işte; sizde bir bütün olamadığınız, paramparçasınız, konuştuğunuzu sanıyorsunuz ama sadece sayıklıyorsunuz. Sen ne güzel bir adammışsın Sait Faik