“Hayatımda bir kere benimle yeryüzünün en güzel şarkılarını söyleyen bir kuşum oldu yüreğimde.”
“Şimdi nerede?”
“Uçtu. Gitti.”
“Bu da beni saklayacak boş bir yerin olduğu anlamına geliyor.”
“Yeniden Zeze olmak ister miydin?”
“Hayatta hiçbir şey geri gelmez. Bir bakıma, isterdim. Bir bakıma da, hayır. O sürekli dayak yeme ve aç kalma hikayesi...”
Hep peşimden gelmek isteyen o eski acıyı anımsıyordum. Yeniden Zeze olmak, bir şekerportakalı fidanı edinmek, Portuga’yı yine yitirmek mi?
Uyanık olalım; iki anlamda uyanık olalım:
Auschwitz’den bu yana insanın ne yapabileceğini biliyoruz.
Hiroşima’dan bu yana da neyin tehlikede olduğunu biliyoruz.