Delilik nedir? Asıl deliler kimler? Sokakta karşılaştığınız insanlar normal midir, deli midir?
Toplumun çoğunluğuyla uyuşmuyorsa görüşleriniz, toplum düzenindeki düzensizliği görebiliyorsanız, buna kayıtsız kalamıyorsanız, bunun için acı çekiyorsanız ve bunu hissettiğinizi dile getiriyorsanız tebrikler delisiniz... Ve her an Altıncı Koğuşa kapatılabilirsiniz.
Kitaplığımda uzun süredir varolan bu kitabı şimdiye kadar nasıl açıp okumadım, anlam veremiyorum. Çünkü kitabı açıp okumam için kapağına bakmam bile yeterliydi... Kirli çarşaflar üzerinde, cenin şekilde yatan bir adam ve ayakta dikilmiş, başka birinin korkunç gölgesi... Kitabın içeriğine bakınca, kapağı ancak bu kadar güzel olabilirdi dedim.
Kitapta bütünüyle anlatılmak istenen, aslında o dönemin Rusya’sında düşünceye, felsefeye verilen değerdir. Kitabın içeriğinin ilgi çekici olmasının yanısıra Çehov’un yalın ve akıcı üslubu karşısında mest olmamak elde değil...
Kitap öncelikle bir akıl hastanesinin doyurucu bir tasviri ile başlıyor. Sonra sırasıyla, altıncı koğuşunda yer alan, beş hasta ( kime göre!) tasvir ediliyor. Kitabı okudukça o hastaların görünüşlerinin betimlenmesinin bile aslında çok şey anlattığını farkettim.( örn.şişman yağ küpüne dönmüş köylü hasta.)
Kitabın bizim için çok önemli iki ana karakteri var. Biri, soylu bir aileden gelen ve eski bir memur olan, otuz üç yaşındaki hasta İvan Dmitriç Gromov.
Dmitriç’in koğuşta bulunmasının sebebi, ciddi bir anksiyete bozukluğu. Sürekli takip edilme hissi...
Diğer baş karakter ise etrafındaki her şeyi, tüm hakikatleri kayıtsızlığıyla püskürten Doktor Andrey Yefimıç.
Doktor Andrey akla, doğruluğa aşırı değer versede, etrafında bunların yoksunluğundan dem vurup kayıtsız kalmayı, her şeyi oluruna bırakmayı tercih eden biridir.
Kitabın şüphesiz en can alıcı