Aslında otuz ya da yetmiş yaşında ölmemin önemli olmadığını bilmez değilim; çünkü her iki halde de gayet doğal olarak başka erkeklerle başka kadınlar yine yaşayacaklar ve bu, binlerce yıl devam edecektir. Sözün kısası, bundan daha açık bir şey yoktu. Şimdi ya da yirmi yıl sonra olsun, ölecek olan hep bendim.
Sindire sindire okumaya çalışıp, dayanamayıp tükettiğim ilk Jean Paul Sartre romanı.
Romanda birbirinden çok farklı karakterlerin kendi içlerinde verdikleri varoluş mücadelesi anlatılsada; ana karakterimiz felsefe öğretmeni sevgili Mathieu’nun kimseye benzememek, özgürlüğüne dokundurmamak uğruna kimine göre kazanış ama çoğunluğuyla kaybedişlerini anlatıyor.
Yalnızca 4 gün içerisinde geçen olaylar Mathieu’ya 34 yıllık yaşamını hiçbir yere köklenmeden, sabun köpüğü misali yaşadığı yaşamını sorgulatıyor. Mathieu’nun etrafındaki herkes özgürlüğünü bir yerinden tutup çekiştirmekte, koparıp atmaya çalışmaktadır. Abisi Jacques “artık akıl çağına geldin Mathieu” deyip evlenmesi gerektiğini, eski dostu olan Brunet komünist partiye girmesi gerektiğini, bir şeye bağlanmayan özgürlüğün hiçbir işe yaramayacağını söyler. Arkadaşı Daniel onun duruşuna duyduğu nefretle Mathieu’ nun özgürlüğünü kaybetmesi için elinden geleni bu uğurda kişiliğini kaybetse bile yapar.
Mathieu’nun tek isteği ise varlığını yalnızca kendi egemenliği altına almak...
Kitapta bu uğurda karakterin nasıl baştan başa kendi benliği içine battığını, başlarda çırpınsada çırpındıkça daha dibe battığını gözler önüne seriyor Sartre.
Okurken bana hep şu soruyu sordurttu: “ Gerçek özgürlük nedir? Bir şey uğruna mücadele edip bir yere bağlanmak mı, yoksa bağlı olduğun ne varsa kesip atmak mı?”
Diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum. Bu muhteşem kitap için teşekkürler Sartre...
Akıl ÇağıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 20192,652 okunma
Ancak onunla, ancak Marcelle’le her şeyi, yaşamını,korkularını, umutlarını konuşabilirdi. Ama aynı anda onu artık bir daha hiç göremeyeceğini hatırladı ve bu istek içinde, isimsiz, dayanıksız, boşlukta, ağır ağır biçim değiştirerek bir çeşit korku halini aldı: Yalnızdı.