“.. kendini ansızın kuruyup büzülmüş hissetti, yaşlanmış, memesiz, dışarıya, pencerenin dışına, bedeninin dışına ve şimdi işe yaramayan beyninin dışına çıktığını hissetti..
“ Ve elbette çocuklar aynaya baktıklarında kendileriyle değil babaları ile karşılaşırlar. Kendilerini gördüklerini sanmalarına rağmen o saydamlıkta duran babalarıdır aslında. Zaman aktıkça farkına varacaklardır bu hakikatin. Babalarımız, unuttuğumuzu zannettiğimiz ama hiçbir zaman silinmeyecek buruk bir anı olarak hep yaşayacaktır zihnimizde. Onlar kaşımızda gözümüzde, boyumuz da bosumuzda, aklımızda ve yüreğimizdedir. Kudretleri güç verir bize, şefkatleri yüreğimizi yumuşatır, zalimlikleri korkak yapar bizi ya da acımasız, cesaretleri ruhumuzu yüceltir, ödleklikleri küçültür. Velhasıl iyilik ve kötülük, bencillik ve fedakarlık, ne kadar karşıtlık varsa ruhumuzda, hangisinin galip geleceği babamızın şahsiyeti ile alakalıdır !”
“O zaman uyandı zihnim, aydınlandı zafere giden yol gözlerimin önünde. Sadece kaba güçle kazanılmazdı savaş. Zeka çok daha üstündür kaba güçten ve öfkeden. Bitireceksem bu savaşı dostlarımı çoğaltmalı, düşmanlarımı azaltmalıydım. Ve bir kez daha hatırladım yaptığım iyilikleri. Bir kez daha sığındım merhametin ferasetine ..”
“Vakit tamam, titanların güneşi batmak üzere, artık tanrıların şafağı aydınlatacak yeryüzünü, korku değil, özgürlük rüzgârları esecek gönüllerde, oğul babadan korkmayacak, baba oğluna şefkat duyacak, kardeşler nefret etmeyecek birbirinden, kimse kimseyi öldürmeyecek boş yere. Ey oğul, daha fazla dikilme karşımda vakit tamam git ve yapman gerekeni yap. Vakit tamam, git ve hayatın akışını durduranı durdur. Vakit tamam, git ve hakkın olanı al. Kronos‘u yeraltı ülkesi Tartaros’a gönder. !”