"..Aşağı yukarı aynı, hatta daha da tehlikeli bir hastalık, söylediğim ilâçla iyi olmuştur. Zira, annem ben doğduktan birkaç gün sonra, bazı sıkıntıların sebep olduğu, bir akciğer hastalığından ölmüştür. Bana da ondan, kuru, bir öksürük ile sarı bir beniz miras kalmıştı. Bu hal bende yirmi yaşıma kadar devam etti. Beni bu yaştan önce gören hekimler genç öleceğimi söylüyorlardı. Fakat, hayatta rastladığım şeylere, her zaman bana onları en iyi gösteren açıdan bakmak ve memnunluğumun başlıca kaynağını kendimde arama alışkanlığı beni yavaş yavaş bu hastalıktan büsbütün kurtarmıştır..."