Saadet tamamıyla gönül işidir. Ve içimizdedir. Onu kendi içimizden başka bir yerde sanıp aramak ve sadece sırf servet, iktidar ve şöhrette görmek çölde serabı su zannetmektir.
Sait Faik insanı anlamak için dinlemenin ne kadar önemli olduğunu bir öyküsünde şöyle anlatıyor:
Dinledin mi hiç onu? Hayır onu da dinlemedin, dinlemişsindir ama duymamışsındır, balık ağı örerken ağları tamir ederken okur o, yakından dinlersen bu sesin güzelliğinin farkına varamazsın bir iniltiden başka bir şey değildir, öyle hafif söyler ki ancak işitilir, onu dinlemek istiyor musun? O deniz kenarındaki kulübesinde şarkı söylerken sen bir sandala bineceksin, şöyle bir on dakika kürek çekeceksin, denizin ortasında duracaksın, işte o zaman balıkçının sesini duyabilirsin, yanındayken duyulmayan bu ses denizin ne tarafına gitsen evet ne tarafına gitsen duyulur, hem öylesine duyulur ki, uzun uzun dinlemelisin.
Yunus Emre'nin sözüyle başladık, sözde ufak bir değişiklik yaparak onun sözüyle bitirmek istiyorum:
İlim ilim bilmektir
İlim kendini bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Ya nice okutmaktır