“İnsan havanın nasıl titreştiğini, güneşteki değişiklikleri, kısacası her şeyi anlayabilecek bir durumdadır, ama, bir başkasının burnunu, kendisinden başka türlü silebileceğine bir türlü akıl erdiremez!..”
“Ben oğlumun yanında duygularımı açığa vurmaktan korkuyorum. Çünkü o böyle şeyleri sevmiyor. O, duyguların açığa vurulmasının düşmanıdır. Karakterinin bu katılığından ötürü birçokları onu kınıyorlar, bunu duygusuzluğun, kendini beğenmişliğin bir belirtisi olarak görüyorlar. Ama oğlum gibi insanları, alışılmış ölçülerle ölçmenin doğru olmayacağını sanıyorum.”
Bir süreden beri iki genç arkadaş, yapmacık bir senli benlilikle, birbiriyle, inceden inceye alay etmeye başlamışlardı. Bu her zaman gizli bir hoşnutsuzluğun, ya da söylenmeyen bir şüphenin belirtisidir.
Yazar İvan Sergeyeviç Turgenyev, 9 Kasım 1818 tarihinde Rus İmparatorluğu'nda dünyaya geldi. Babası soylu bir aileden olsa da ilerleyen dönemlerde yoksullaşmış bir süvari albayıydı. Annesi ise, okumuş, genel kültür sahibi, eğitime fazlasıyla düşkün bir insandı. Malikanesindeki kölelere, bir suç işledikleri zaman acımasızca cezalar verir, yeri geldiği zaman kırbaçlatırdı. Turgenyev, daha genç yaşlarında gördüğü tüm bu acımasızlıklar sayesinde yavaş yavaş fikirlerini oturtmaya başlamıştır.
İlerleyen dönemlerde Moskova ve Petersburg üniversitelerinde eğitim gören Turgenyev, Felsefe Fakültesi'nden iyi dereceyle mezun oldu. Buradaki mezuniyetinin ardından Almanya'ya giden Turgenyev, burada da Berlin Üniversitesi'nde okumaya başladı. Burada kaldığı süre boyunca tarih, klasik filoloji dallarında çalışmalar yapmıştır. Rusya'ya döndükten sonra profesör olmuştur.
1842 senesindeki bu sene Turgenyev için bir dönüm noktasıdır meşhur Rus eleştirmen Belinski ile tanıştı. Belinski'nin ilişkili olduğu insanlar, toprak köleliğine karşı duran aydın kesimdir. O yüzden Turgenyev'in İlk yazınsal denemeleri dışında ilk ciddi çalışmaları 1842 senesine rastlar. Seçtiği yol; Puşkin'in ortaya attığı ve Gogol'un geliştirdiği gerçekçiliktir. 1852 senesinde Gogol öldükten sonra bir yazı kaleme alan Turgenyev, yazısı sansürlendiği halde bir dergi tarafından yayınlanınca 1 ay hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra da yaklaşık bir sene polis gözetiminde yaşadı.
Turgenyev, yaklaşık iki sene süren bir hastalıktan sonra 3 Eylül 1883 tarihinde Paris yakınlarındaki Bougival kasabasında hayatını kaybetti.
1862’de kaleme alınan Babalar ve Oğullar, Turgenyev‘in en meşhur eseri olduğu kadar, Batılılaşmanın çelişkilerini yaşayan, devrimin eşiğindeki Rusya’nın ruhunu en derinden yakalayan romanlardan da
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,8bin okunma