Ezel

Ezel
@PsoaPess
21 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Bazı kitaplar vardır, okursun. Bazı kitaplar vardır, seni okur.
Puan vermedi·416 syf.··
2026 2. kitabı
Bu eser, Friedrich Nietzsche
Friedrich Nietzsche
Friedrich Nietzsche
ile Josef Breuer
Josef Breuer
Josef Breuer
arasındaki etkileşim üzerinden modern insanın umutsuzluk, varoluşsal sıkıntı ve anlam arayışı gibi temel krizlerini ele alan; aynı
Psikoloji
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,8bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Seçim - seçimsizlik
Puan vermedi·
"Kafamda o Shakespeare fikri vardı, yani orada şöyle der: Var olmak mı, yok olmak mı? İşte bütün mesele bu! Yani düşüncemizin katlanması mı güzel zalim kaderin yumruklarına, oklarına? Yoksa diretip bela denizlerine karşı 'Dur, yeter!' demesi mi? Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız bitebilir bütün acıları yüreğin, çektiği bütün kahırlar insanoğlunun... Ama düş şöyle bir şey var, o kötü! Çünkü o ölüm uykularında, sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından, ne düşler görebilir insan? İşte bu düşüncedir der Shakespeare, uzun yaşamayı cehennem eden. Yoksa kim dayanabilirdi zamanın kırbacına, zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine, sevgisinin kepaze edilmesine, kanunların bu kadar yavaş, yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine ve kötülere kul olmasına iyi insanın... Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken, kim ister bütün bunlara katlanmak? Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek... Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa, o kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya ürkütmese yüreğini? Bilmediğimiz belalara atılmaktansa, çektiklerine razı etmese insanı? İşte bilinç böyle korkak ediyor hepimizi: Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor yürekten gelenin doğal rengini. Bu yüzden nice büyük, yiğitçe atılışlar yollarını değiştirip bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar."
Alıntı
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,3bin okunma
Puan vermedi·312 syf.··
2025 15. kitabı
Mutluluğun Altında Ezilen Bir Ruh: "Yufka Yürek" Dostoyevski denince aklımıza genelde karanlık, kasvetli atmosferler gelir. Ama "Yufka Yürek"i okurken fark ettim ki, insanı bazen karanlık değil, maruz kaldığı ani ve güçlü bir ışık da kör edebiliyor. Vasya Şumkov’un hikayesi tam olarak bu. Yıllarca gölgede, silik bir memur olarak yaşamışken, aniden hem aşkın hem de takdirin parlak ışığı altına girince dağılıverdi Vasya. Biz genellikle acının delirttiğini sanırız ama o, mutluluğun ağırlığı altında ezildi. Kendini o kadar "küçük" ve "eksik" hissediyordu ki, başına gelen güzelliği hak etmediğine inandı. O sinsi "Ben bunu hak edecek ne yaptım?" suçluluğu, sonunda onu yuttu. Beni en sarsan an, Vasya’nın uykusuz gecelerin sonunda, mürekkebi bitmiş kuru bir kalemle, bembeyaz boş kağıtlar üzerine "yazıyormuş gibi" yaptığı sahneydi. O an, gerçeklikle bağının koptuğu andır. O boş sayfalar, sessiz bir çığlık, içsel bir ağıt gibi. Bir şeyler üretme çabası, ama ortada bir iz kalmaması... İnsanın çaresizliğinin en saf, en yalın ifadesi bu. Finalde, arkadaşı Arkadi’nin o soğuk St. Petersburg siluetine bakışı ise her şeyi özetliyor. Koca şehir, taş binalar ve bürokrasi buz gibi bir gerçeklikken, Vasya’nın o naif, o "yufka" yüreği, bu devasa düzenin içinde bir duman gibi uçup gitmişti. Şehir yutmuştu onu. "Yufka Yürek", insanın kalbinin bazen o kadar hassas olduğunu hatırlatıyor ki, kırılması için kötü bir darbeye gerek kalmıyor; taşıyamayacağı kadar yoğun bir mutluluk bile yetebiliyor.
Yufka YürekFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20115,4bin okunma
Puan vermedi·528 syf.··
2025 11. kitabı
Paris’in kalabalığında Notre-Dame’ın taşlarının gölgesinde yankılanan bu roman; Victor Hugo, bu romanında sadece bir hikaye anlatmaz. Aslında koca bir kenti, bir çağı da anlatmaktadır. Kitap boyunca
Duygu ve Düşünce
Notre Dame'nin KamburuVictor Hugo · Zeplin Kitap · 202042,1bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2025 7. kitabı
Hayatının bir döneminde, bir anda gerçekleşen bir kırılma sonucu yaşamla olan bağını koparıp, neredeyse görünmez hale gelmiş bir şekilde, tüm yaşam fonksiyonların bitik halde bir yatağın üstüne aylarca gömülürsün. Sadece sesleri işitir, hareketsiz nesneleri izlersin; ama bunlar izleyerek değil, yalnızca bakarak, dinleyerek değil, yalnızca duyarak gerçekleşir. Bir çabanın değil, çabasızlığın sonucudur bu tanıklık. Hiç kımıldamadan, dört köşeli bir alanın içinde sadece varlığını sonlandırmadan yaşarsın. Bu esnada; Sehpanın üzerindeki günler önce bitmiş kahvenin, bardağın içindeki kupkuru siyah tortusu Rafların üzerindeki adları okunamayacak mesafedeki kitaplar. Pencereden yansıyan belli belirsiz görüntüler. Ve odanın havasız kokusu ile sessizliği. Ben bu sessizliğe “sessizliğin sesi” derim. Bu gibi zamanlarda tanıklık ettiklerim bunlardan öteye pek geçmez. İşte yazar, bu hâli “yaşarken yok olmak” olarak adlandırmıştı. Görünmez ama canlı, nefes alan ama hissiz, orada olan ama dahil olmayan bir varoluş biçimi… Bu kitap o boşlukla baş başa kalmanın ne anlama geldiğini nihayet adlandırmamı sağladı. Bu, bireyin yaşama yabancılaşması ve varoluşsal bunalımıydı.
Uyuyan AdamGeorges Perec · Metis Yayınları · 20205,1bin okunma