"Metin (Sayfa 235-236):
İnsanların davranışları üzerine düşünce yürütmek isteyenler, bu davranışları birbirine uydurmakta, hepsini bir kalıba sokmakta çektikleri zorluğu hiçbir yerde çekmezler; çünkü bu davranışlar çok zaman birbirine öyle aykırıdır ki aynı tezgâhtan bu kadar çeşitli kumaş çıkması insana olanaksız gelir. Acımazlığın simgesi olan Neron'a; sarayın geleceği üzerine bir idam fermanı imzalatmaya getirmişler; bir insanı ölüme göndermek Neron’un öyle yüreğini yakmış ki: "Keşke hiç yazı yazmasını bilmeseydim," demiş; gelin de bunu açıklayın! Böyle örneklere her yerde, hatta kendi kendimizde o kadar çok rastlarız ki, aklı başında insanların bizi bir kalıba dökmeye çalışmalarına şaşarım; nasıl olur ki insanda en çok ve en açık görülen kusur zaten bir dalda durmamaktır. Publis Syrus’un ünlü sözü de onun için doğrudur.
Malum consilium est quod mutari non potest.
Değiştirilemeyen bir düzen kötü bir düzendir.
Bir insanı, yaşamının belli başlı durumlarına bakarak yargılamak bize doğru gibi gelir, ama inanç ve âdetlerimizin mayasındaki kararsızlığı gördükçe, bana öyle geliyor ki, büyük yazarlar bile bizi her yerde, her zaman hep aynı kalan bir varlık olarak görmekle yanılmışlardır. İnsanın, herkese bilinen bir yüzünü alıyorlar, sonra bütün hareketlerini bu yüze uydurup anlatıyorlar; uyduramadıklarının birçoğunu hasıraltı ediyorlar. Augustus'u bir türlü anlatamadılar, çünkü bu adam bütün hayatı boyunca o kadar sık, o kadar çabuk ve açık değişmeler göstermiştir ki en gözü pek yargıçlar bile onun hakkında hüküm vermekten çekinmişlerdir. İnsanların en inandığı tarafı değişmezlik, en kolay inandığı tarafları da değişikliktir. Her gün yaptığımız şey, özlemlerimizin ardından, rastlantıların rüzgârıyla, sağa sola, yukarı aşağı gitmektir. Ne istediğimizi ancak bir şeyi