İnsanın yaradılışındaki eksiklerden biri işte budur; en berrak yıldızların üzerinde bile lekeler vardır. Bayan Scatcherd'ünkü gibi gözler, o ufacık kusurları fark ederler, yıldızın parlaklığını görmezler.
Davranışlarınız standartlarınızın altına düştüğünde, -meli -mali'larınız utanç ve suçluluk yaratır. Sık sık olabileceği gibi, diğer insanların tamamen insanca olan performansları beklentilerinizin altına düştüğünde, kendinizi kızgın ve azarlamaya eğilimli hissedersiniz. Ya beklentilerinizi gerçeklerle uyumlu duruma getirmeniz gerekir ya da insanların davranışları yüzünden hayal kırıklığına uğramaya devam edersiniz.
Kimse öncelikle değer biçmeden yaşayamaz; ancak bir grup insan hayatlarını idame ettireceklerse değer biçmeleri komşularından farklı olmalıdır. Değer biçmek yaratmaktır; dinleyin ey yaratanlar! Değer biçmenin kendisidir, tüm değer biçilmiş şeylerin değeri ve mücevheri. Ancak değer biçmek sayesinde vardır değer; değer biçmek olmasaydı, kof çıkardı varoluşun çekirdeği. Dinleyin, ey yaratanlar!
Dolayısıyla özgürlük yalnızca belirli bir karara evet ya da hayır demek değildir: kendimizi şekillendirip yaratma gücüdür. Nietzsche'nin deyişiyle özgürlük, "asıl olduğumuz şeye dönüşme" kapasitesidir.