Kudüs’e gidenler bilir, döndüğünüzde artık tam değilsinizdir. Kalbiniz, aklınız ve sevdaya dair ve varsa bildiğiniz, hissettiğiniz yarısını bırakırsınız bu topraklarda..
Zalimin zulmü kendine dönecek bir gün. İşte o vakit gözlerinin içine bakıp yüzlerine tüküreceğiz. Sabret kızım. İslam’ın sancağı tekrar dalgalanacak bu topraklarda.
… çünkü kadınlar, severken, ilgilenirken, düşünürken dünyaya şefkat gözüyle bakarlar. Bunun için ki biz kadınlar, içinde şefkat olmayan bir sevgiyi asla inandırıcı bulmayız. Şefkati, çok kimse merhametle karıştırır. Oysa ikisi çok farklıdır: Merhamet acımaktır, şefkat ise incelikli sevgidir.
Doğan hocanın gözlemlediği, çok basit görünen fakat çoğu çocuğun mahrum kaldığı bir ortam. Rabbim sayılarını artırsın 🤲🏻
Umut veren, iç açıcı bir karşılaşmayla başlayayım. Geçtiğimiz günlerde bir kafede güzel bir hadiseye denk geldim. Bir baba ve iki çocugu beraberce oturuyorlardu. Ben babayı yandan görüyordum; kızın biri karşımdaydı, digerinin de sırtı dönüktü. Biraz uzakta oldukları icin onlari tam olarak duyamasam
da gördüklerim beni çok sevindirdi.
Baba, babalık sorumluluğunun ve gücünün farkında öylesine olgun ama bir o kadar da
derinden bir sevgiyle çocuklarına bakiyor, onları dinliyordu ki... Ben o çocuklardan biri olsam sırtımı dayayabileceğim bir dağımın olduğunu, o dağın babam oldugunu hissederdim.
Dahası onun tarafindan önemsenmek, kabul edilmek, değerli görülmek, güvenilmek, sevilmek ve aynı ekipten görülmek
beni çok ama çok mutlu ederdi. Hayata, evrene güven duyardım. Derken işitebildiğim kadaryla Türkçe konuştuklarını fark ettim. İçimdeki şükran duygusunu, sevinci kelimelere
dökemem. Öyle mutlu oldum ki.. Var mısın?Doğan Cüceloğlu