Hiçbir şey düşünmüyordu. Daha doğrusu dağınık, birbiriyle bağlantısız birtakım düşünceler, düşünce uçları uçuşuyordu kafasında; ta çocukluğunda gördüğü, bir daha da hiç karşılaşmadığı, hiçbir zaman hatırlayamayacağı birtakım insan yüzlerini görür gibi oluyordu.