Ebru Daşdöğen

Ebru Daşdöğen
@Purplecatt
Ne kadar siyah bir kedi olsam da, yüzümde renklerim var. Ebru Daşdöğen

Ebru Daşdöğen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·206 syf.·
Beğendi
·
5 günde okudu
·
2020 8. kitabı
Duygu Asena
7.8/10 · 732 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsan düşler kurmaz mı kendi hayatına dair ? Bir karşılaşma anı kadar kısa bile olsa, senaryolar hazırlamaz mı ? Hatta var olan kişiliğine uymayan fanteziler yaratmaz mı? Hazırlanan senaryo gerçeğe uymayınca mutsuz olmak gibi bir aptallığa kaptırmazlar-sa kendilerini, kime zarar verebilir bu düzmece anlar?
Akşam, aynaya baktım uzun uzun. Dürüst, güzel gözler gördüm bana bakan. Onu sevgiyle, saygıyla selamladım. Ben gidiyordum... Doludizgin mi bilemem, ama gidiyordum bir şeylere doğru. Şimdiye dek yaşadıklarımdan ötürü pişmanlık duymuyordum, bundan sonra da pişman olmayacağımı biliyordum. Selin ile Demet'in yaşadıklarından, daha doğrusu yaşayamadıklarından çok şey öğrenmiştim. En azından karar verebilmeyi, yani korkmamayı. Hazırdım artık yeni bir yaşama.. "Bir tanecik hayatımız var Güler, bir tanecik" dedim.
"Aşk kalıcı değildir Güler. Aşk biter" dedi Çetin. Sonra uzun süre düşündü, "Ama şu da var ki tüm zorluklara karşın, aşk için çekip gidenler de güçlü kişilerdir... Hem güçlü hem bencil." "Bencillik fena bir şey değildir, başkalarını üzmemek için kendini üzüyorsun, o başkaları da sıkıntılarını nasıl olsa unutacaklar belki de daha doğru bir hayata koşacaklar" dedim ben de.
"Aşk aldatıcı bir duygudur. İhtiyaçtan doğar ve sanaldır. Mantığı yoktur, o yüzden verdiği keyifler geçicidir. Aşkın grafiği sürekli yukarılara çıkmaz. O kadar yanıltıcıdır ki, zorluklarla beslenir, zorluklar çekip gittikten sonra, kavuşur kavuşmaz aşk biter. Kişiler bir süre daha kendilerini kandırmayı sürdürürler, aşkın delik deşik olduğunu anladıklarındaysa, yumruk yemiş gibi olurlar, mutsuzluk böyle başlar" dedi. "O yoğun duyguları, çıldırtıcı keyfi kaç gün olursa olsun yaşamaya değmez mi ? Başka hangi duygu bu kadar büyük bir keyfi yaşatıyor insana? Yaşam önümüzde çizilmiş düz bir çizgi mi? Çizilenlere uymak zorunda mıyız sıkılsak da? Yaşadığımız anlardan başka sahip olabildiğimiz neyimiz var?" diye sordum ona. "Sahip olduğumuz bir iç huzurumuz, güvenliğimiz, üzmememiz gereken sevdiklerimiz var. Sorumluluk denilen çok önemli bir kavram var" dedi. "Sevdiğimiz kişiler, biz nerede ve nasıl mutlu oluyorsak buna razı olmalı kendi üzüntüleri pahasına, gerçek sevgi budur. Sorumluluk ise, kendini feda noktasına gelmemeli. Kendimize karşı sorumluluğumuz değil midir bizi özgür kılan? Bize sorumluluklar yükleyerek özverili olmamızı bekleyenler, özveriye bir de sınır çekmemelilerdi" dedim.