Biliyorum, zaman, yavaş yavaş iyileştirecek onları. Bir tek soru takıldı aklıma bu yaşananlardan sonra. Ne çekilen acıları ne yaralanmaları önemsiyorum, akıllı insanın bunların üstesinden geleceğine eminim. Ama bütün bu olanlardan sonra bir tek soru var aklıma takılan... Canın çok istediğinde, rüzgâra kapılıp dolu dizgin gitmek mi gerek, yoksa hesaplarla, sorunlarla boğuşup ürkerek kalmak mı durduğun yerde ? Doludizgin gitmek mi arzularının arkasından, yoksa kalmak mı her zamanki yerinde ? Hangisi hata? Yoksa hata yok mu hiçbirinde?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yaralandılar, hırpalandılar... Kurtulmak için bir suçlu aradılar, bulamadılar. Kendilerini suçlamaya karar verdiler, hasta oldular. Onlara hiçbir suçları olmadığını anlatabilmek için çok uğraştım.
Omuz silk-ti yatağın içinde, "Benden izinsizce gelip giden komik düşüncelerimden utanmam gerekmiyor, ben bir düşünce suçlusu değilim, düşünce suç değil zaten" dedi kendi kendine... Kendi kendine... Rüyasında güvenlik görevlisini görmeye karar verdi. Rüyalar da suç değildi.
"Ben bunları kafadan atmıyorum Bora" dedi anne. "Ben yaşadım. Aşkım için kocamı terk ettiğimde Demet küçüktü. Ama hiç yara almadı, sağlıklı bir çocuk oldu o. Çünkü onun çevresindekiler akıllı insanlardı. Aşk için bunu yaptım evet... Yaparken de ileride ne olur diye hiç sorgulamadım. Yaşamam gerekiyordu yaşadım, çünkü gerçekten aşktı, o aşk denilen acılı, aptal şey ne ise bizimki de oydu. Ama sürmeyebilirdi de. înan o zaman da hiç pişman olmaz, yoluma devam ederdim. Aslında bu kadar basit."