Durmadan tanışma mesajları atmayın, veya bu resimdeki kim diye sormayın.. Burası flört sitesi değil, kitap sitesidir! Fotoğraftaki benim, sormanız ne kadar gereksiz ve saçma neden başkasının fotoğrafını koyayım? bir düşünün isterseniz ve ayrıca kitaplar hakkında düzgün ve saygı çerçevesinde sorular sorarsanız elbet yanıt veririm.
O günden sonra hayatı yıllarla değil, onyıllarla ölçmeye başlamıştım. Ellili yıllarım belirleyici olmuştu, çünkü neredeyse herkesin benden genç olduğunun bilincine varmıştım. Altmışlı yıllarım, yanılmak için artık vaktimin kalmadığı kuşkusuyla en yoğun geçenler oldu. Yetmişliler, belki de son yıllarım olabileceği düşüncesiyle korkutucuydu. Her şeye rağmen, doksanıncı yaşımın ilk sabahı Delgadina'nın mutlu yatağında sağ olarak uyandığımda,
hayatın Herakleitos'un dalgalı ırmağı gibi akıp giden bir şey olmadığı, ızgaranın üzerinde öbür yana dönüp bir doksan yıl daha kızarmaya devam etmek için tek bir fırsat olduğu gibi hoş bir düşünce geçmişti aklımdan.
Telefonu kapadım. Kendimi hamağa attım, Satie'nin insana acı çektiren lirik bir parçasıyla sakinleşmeye çalıştım, o kadar terlemiştim ki çarşaf sırılsıklam olmuştu. Ertesi güne kadar bir daha cesaret bulamadım telefon etmeye.