Her kim tarafından yetiştirilmiş olurlarsa olsunlar, çocukların varlıklarını sürdürdükleri küçücük dünyalarında, haksızlık kadar derinden hissedilip derinden algılanan bir şey yoktur. Çocuğun maruz kaldığı haksızlık küçücük bile olsa, çocuk küçücüktür, dolayısıyla dünyası da küçücüktür ve onun ölçülerine göre, tahta bir at iri kemikli bir İrlanda atı gibi kocaman görünür.
Eğer başka çocukların kalbinde de anlaşılmamaya dair eskiden benimkinde olduğu kadar büyük bir korku saklıysa, -ki bu mümkündür çünkü ucube olduğumu düşünmemi gerektirecek özel bir sebep yok- pek çok şeyi söylemeyip saklamalarının sebebi bu korkudur.
Sözün özü, doğru olduğunu bildiğim şeyi yapamayacak kadar korkaktım; tıpkı daha önce yanlış olduğunu bildiğim şeyi yapmaktan kaçınamayacak kadar korkak olduğum gibi.
"Bir insanın hayatını istediği yola sokmak için ne kadar az söz, ne cılız (hem de yapmacık, kitaptan alma,uydurma) bir idil kafi geldi." diye düşünüyordum, "İşte bakirelik budur! Tam manasıyla işlenmemiş bir toprak!"
Sayfa 119 - İdil: kır yaşamını anlatan şiir veya nesir·Kitabı okudu
Evet sen, yalnız sen, bütün bunların hesabını vereceksin, çünkü karşıma sen çıktın, çünkü ben alçağın biriyim, yeryüzündeki solucanların en iğrenci, en gülüncü, en miskini, en ahmağı, en kıskancıyım; gerçi diğerlerinin de benden daha iyi tarafları yok, ama gene de hiçbir şeyden utanmıyor şeytan alasıcalar!