Anlaşamamak çok anlaşılır bir ne-dendi ayrılmak için ama kimseye bu kadar açıklama yeterli gelmiyordu. Daha geçerli sebepler istiyordu toplum bizden. Hiç değilse şiddetli bir geçimsizlik istiyordu. Oysa şiddetsiz, sessiz bir geçimsizlik de az şey değil ki. Aynı evi paylaşan, hiç konuşmadan, kavga etmeden, birbirine dokunmadan seneler geçiren insanların geçimi de geçimsizlik değil mi? Çiçeği ha bir günde koparıp atmışsın kökünden, ha yavaş yavaş solma-sına izin vermişsin.
Hayvanlar -o masum, geçmişi olmayan varlıklar- geçmişi hatırlamaz, geleceği düşlemezdi; belki de onlar bir şey biliyorlardı da soğuk duvarların arasındakiler bilmiyordu. Ama insan, yüzyillardır kendi soyunu sanatla, felsefeyle, bilimle hayvandan daha iyi bir seviyeye yükseltmeye çalışmamış miydı? Belki öyleydi, belki de bu insanlığın en büyük yanalgistydı.
Iskence, insanın kötü zekâsının sonucu; bir sanat gibi tasar lanmiş, bir bilim gibi mükemmelleştirilmiş, bir zevk gibi kullanilmiş. Hayvanlar öldürür, parçalar ama acıyı bir amaç haline getirmez. İnsansa bu dünyada hem mucit hem kurban hem de cellat