Yoksul kitlelerin nasıl da başkentte yaşamanın cazibesine kapılıp oraya akın ettiklerini gözleriyle görmüştü. Neden? Çünkü insanlar cazibeye kapılıyorlardı. Büyük arabaların, televizyon programlarının, lüks lokantaların, trafik keşmekeşinin, sinemaların reklam ışıklarının, piyango çekilişlerinin, duvarların arkasında kapılarında silahlı güvenlikçilerin beklediği villaların ve bütün bunlarla aynı çağda yaşamanın dayanılmaz cazibesine.
"Seni bilmem fakat ben maddelerin fevkinde bir manevi bağa, insanları birbirine yaklaştıran bir hisse inanıyorum. Düşün dünyada birbirini sevmek, birbirine yakın olmak hisleri de olmasa yaşamanın manası kalır mı?"
-Kağnı - Ses - Esirler, Sabahattin Ali
"Ağlama, dedi ihtiyar, öldükten sonra eğer bir sonraki hayatımda bir hayvan olarak yeniden doğarsam, sen olarak doğmak isterim, eğer sen de bir insan olarak yeniden doğacak olursan, benim oğlum olarak doğabilirsin, böylece birlikte yaşamaya devam edebiliriz."
Kör köpek ve ihtiyar, güneş ışınlarıyla kavrulan terkedilmiş bir kasaba, olağanüstü bir yaşam mücadelesi...
Nasıl Hamsun'dan Açlık ve Steinbeck'ten Gazap Üzümleri insanın içine işleyen, yıllar geçse de etkisi kolay kolay geçmeyen kitaplar ise Günler, Aylar, Yıllar 102 sayfada iliklerinize kadar işliyor. Ben böyle kitapları ancak hayatının bir döneminde benzer mücadeleler vermiş insanların yazabileceğine inandığım için bu eserde de ihtiyar ve kör köpekle unutulamaz bir bağ kurdum. Özellikle çevirinin inanılmaz kuvvetli olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.
Jaguar Kitap bizi popüler kültürün dayattığı kitaplardan kurtarıp böyle özel kitaplarla tanıştırdığı için minnettarım, yeni keşfettim ama takipçisi olacağım.
Tıpkı sloganınız gibi "Mutlu azınlığa!"