Kitabın son sayfasını kapattığım anda düşündüğüm iki şey vardı. 1.si keşke keşke keşke yüzlerce sayfa daha devam etseydi, 2.si Peyami Safa ile tanışmak için geç kalmışım. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nun hem Peyami Safa hem de Türk klasikleri ile tanışmak için harika bir kitap olduğunu düşünüyorum. Romanın genç kahramanı ayağındaki rahatsızlıktan kurtulabilmek için sayısız doktora görünür, bu süreçte çok hareketli geçen hayatı hastaneye düştüğü anda durulur ve depresif bir hale bürünür. "Ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürüdüm." cümlesi daha ilk sayfalarda kalbime dokundu. Kitabın sonlarına doğru bir umut Nüzhet'in onu ziyarete gelmesini bekledim ama belki de bu gerçekçiliği yüzünden çok güzeldi kitap. Şiddetle tavsiye ediyorum, soluksuz okuyacaksınız...
Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum.
Sanki ben de İhsan beyin alayındaydım ve Ayşe ile birlikte omuz omuza İzmire girebilmek için savaştım. Sanki ben de Peyami gibi İzmire girmek için bacaklarımı kaybettim. Sanki ben de Kurtuluş Savaşı'ndaydım ve at üstündeyken şehit olan nefer ve zabitlere ağladım. Işte ben de çok ağladım. Keşke keşke keşke yüzlerce sayfa daha okuyabilseydim, keşke bir şekilde yardım edebilseydim ama iyi ki onların Ateşten Gömlekleri vardı. Ve iyi ki Halide Edip Adıvar var olmuş. Gözyaşlarımla ıslattığım bu kitap benim kütüphanemin en kıymetli hazinesi...
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,4bin okunma
Canımı korkunç bir kasırgayla tutuşmuş gibi yakan bu ateşten gömlek sırtımdan çıktığı gün, o aziz dünyanın izleri kafamdan silindiği gün, onlar hakikaten ölecek, bana hayal gelen köyün küçük mezarlığı sevgilileri gömülmüş birer toprak mezar olacak, nasıl olur?